Gezi Parkından Geriye Kalanlar

Kütahya Yaşam Haber Köşe Yazarı ve Küsiad Başkanı Mehmet Ceylan'ın Gezi Parkı olaylarının ekonomi ve Türkiye üzerine etkileri üzerine değerlendirmesi.

27 Haziran 2013 Perşembe 09:15
Gezi Parkından Geriye Kalanlar
banner89

 GEZİ PARKI OLAYLARININ  EKONOMİYE VE TÜRKİYE YE KAZANDIRDIKLARI!


Ülkemiz de son haftalarda bir gezi parkı tutturmuş gidiyor. Nedir bu gezi parkı? Bir çok insan hala anlayabilmiş değil. Ülkeyi milyarlarca dolar zarara sokacak, insanları birbirinden ayrıştıracak, güven bunalımı oluşturacak, tüm dünyaya bizi küçük düşürecek kadar önemli ne olabilir.

Gezi Parkı İBB nin taksim meydanını yeniden düzenleme adına kestirip başka bir yere götürdüğü söylenen 12 adet ağaç meselesi mi yoksa bu olayların bahanesi mi?


Şayet 12 ağaç meselesi ise yıllardır turizmi baltalamak için PKK nın üstlendiği orman yangınlarında heba olan milyonlarca ağaç için neden böyle toplumsal bir tepki verilmedi? Yanan ormanlar çok mu değersizdi yada başka ülkenin ormanlarımıydı? Herhalde sebep bu değil çünkü izahı kabil değil.

 Gezi parkından sökülen 12  ağacın karşılığında ödenen maddi manevi kayıplarımız hiçte azınsanacak boyutta değil.

 Bir çok vatandaşımızın ve güvenlik görevlimizin yaralanması, can kayıplarının yaşanması…
Dünya da oluşturulan iç savaşa sürüklenmiş bir Türkiye imajı…
İMKB ye kote şirketlerimizin milyarlarca dolar değer kaybı…
İptal edilen otel rezervasyonları, kongreler, iş görüşmeleri, anlaşmalar…
Ülkeyi terk eden ve yatırım kararları ertelenen yabancı sermaye
Güven bunalımına giren bir millet…  ve sayılabilecek daha bir sürü menfi olay…

Taksim deki 12 ağaç bu bedeli ödeyecek kadar çok mu değerliydi. Bu olay toplum mühendisleri tarafından planlanmış bir provokasyon değil de neydi.

Olayların başlamasını müteakip ülkeden çıkan 8 milyar $ yabancı sermaye belki bugün bize bir şey ifade etmiyor. Ama 1970 li yıllarda dönemin Başbakanı S.Demirel’in “70 cent’e muhtacız” ifadesi, 1999-2001 krizlerinde 3 Milyar $ için TC Devleti  Başbakanının IMF Türkiye Masası şefi tarafından neredeyse terbiye ediliyor durumuna düşürülmesi,  ekonomik kayıplarımızın  ne derece büyük olduğunun anlaşılması adına bizlere ışık tutuyor.

CNN, BBC ve REUTERS gibi dünyaya yayın yapan kuruluşların İstanbul ve diğer şehirlerdeki münferit olayları sanki Türkiye’nin tamamında yaşanıyor gibi saatlerce yayınlaması provokasyonun başka bir boyutu. Dünya’ya  sözde Gezi Olayları  diye;  olumsuz bir  şekilde lanse edilen Türkiye; Acaba gösterilen  bu olumsuz  imajı NASIL ve KAÇ PARAYA temizler…
Diğer bir ibretlik hadise, İstanbul ve diğer şehirlerde yapılan gösterilerde tahrip edilen yollar, kamuya ve özel sektöre ait araçlar, kırılan vitrinler, yağmalanan işyerleri, milyonlarca lira zarar, iş kaybı, güven kaybı, zaman kaybı en acısı kırılan kalpler, yaralanan gönüller…

 Üstelik bunları yapanların öncüleri kendine aydın denilen, kültürlü denilen, tahsilli denilen, benim oyum dağdaki çobanla bir mi diyen bir kesim. Ülkedeki tüm çobanların tarihimizde bu kadar zarar verdiği vaki mi acaba. Bunun dikkate alınıp, tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

 Anlam veremediğim başka bir konu da ailelerinin bin bir zorlukla devletine ve milletine faydalı olsun diye üniversiteye gönderdiği gençlerin henüz tahsilini tamamlamadan, ailesine ve milletine vefa borcunu ödeyip bir fayda sağlamadan sözde demokrasi adına yakmaları, yıkmaları, bağırıp çığırmaları.

Aynı gençler, gelecek dönemlerde işsizlikten, gerekli yatırımların gelmeyişinden, üniversitelere gereken önemin verilmeyişinden, çocuklarının daha güzel ortamlarda yetişmesi gerektiğinden şikayet edecek olması da işin trajik boyutu.

Eğer bir haksızlık varsa haklar aranmalı. Ama bu hak arama yeri sokaklar, caddeler olmamalı. Hükümet sadece oy verenlerin hükümeti değil tabi ki. Herkesimden, her coğrafyadan, her yaştan insanların talepleri dinlenmeli, olabilirliği ve uygulanabilirliği ölçüsünde talepler değerlendirilmeli, dikkate alınmalı. 
Ancak birilerinin özgürlüğü, diğerlerine esaret olmamalı. Hak arama adına sokaklara, caddelere inilmemeli, inen insanlar olsa bile yakıp yıkmamalı, zarar vermemeli. İstenilen hakların da gizlenen yüzlerle, taş tutan ellerle, atılan Molotoflarla alınabileceği düşünülmemeli. İlk önce kendilerini ülke düşmanlarından, provokatörlerden, Ve dış ülkelerin  art niyetli hedeflerle ülkemize gönderdiği ajanlardan, kendilerini ayrıştırmalıdırlar.

 Bu olayların içerisinde yer alan ve destek veren tüm kesimlerin gelişen olayları; tekrar düşünüp değerlendirmesi gerektiği, olayların perde arkalarının görülebilmesi gerektiği, Devlet kademelerinin de olayların üzerine giderken ayrıştırıcı, yaftalayıcı, yaralayıcı değil kucaklayıcı, birleştirici ve izah edilebilir tavırlarla hareket etmelerinin daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

Bu üzücü olayların; Büyük çoğunluğun iç ve dış kaynaklı derin yapıların bir provokasyonu olduğunda hem fikirken, hükümetin  bu olayların büyümesine fırsat vermemesini, muhalefetin de popülist davranmadan devlet kademelerine gereken desteği vermeleri gerektiğine inanıyorum.

Yaşanan olaylara provokasyonlara alet olmadan sükûnetle yaklaşan, itidali elden  bırakmayan, görüşlerini meşru dairede açıkça ifade eden tüm siyasilere, STKlara, kanaat önderlerine  ve gerçek Türk aydınlarına teşekkürlerimi sunuyorum.

   Bu meselenin  daha da onulmaz yaralar açmadan son bulması temennisi ile hoşça kalın…
 
Mehmet Ceylan
Küsiad Başkanı
 
 
  
banner178
Son Güncelleme: 27.06.2013 09:28
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.