Şimdi nerde bilmiyorum.
Ne yapar ne işle meşgul hiç haber alamadım.
Aslına bakarsanız cesaret edip soramadım da.
Çaresizlik limanında alabora olup gittiğimiz günlerdi.
Onun kararlığı karşısında saygı limanına sığınıp kalmıştım.

..............................

Okula geldiğinde ufak tefek minnacıktı.
Gözleri galiba yeşildi.
Saçlarının rengini bilmiyorum. Baş örtüsü vardı.
Mahcuptu.
Bir o kadar da mağrur..

Kayıt İçin gelmişlerdi okula.
Aylardan Eylül'dü.Günlerden Pazartesi miydi?Salı mıydı?Tam kestiremiyorum.
Ancak;günlük güneşlik bir gündü.
Annesi ve babasıyle birlikte gelmişlerdi.
O,bir eliyle küçük kardeşinin elinden tutmuş.Diğer elinde de bir kitap vardı.

Yeni kayıt için gelen bir öğrenci..
Ve elinde bir kitap..Gülten Dayıoğlu'nun bir kitabı.
"Okumayı seviyorsun" dedim.
Utangaç ve boynu bükük "çok!" dedi.
"Ben de okuyanları çok severim"dedim.
Babası"O bir kitap kurdu" dedi.
Ben de"Kütüphanemiz onu bekliyor" dedim.
Ve kaydını yaptırıp ayrıldılar.

0 yılın Kasım'ıydı.Öğretmenler günü yaklaşıyordu.
Gün adına öğrenciler arası şiir yarışması açmıştık.
Teneffüstü.
Edebiyat öğretmeni öğretmenler odasında şiir okuyordu.
Öğretmenlerin çoğu ordaydı. Pür dikkat dinliyorduk.
Şiirin konusu da öğretmen olunca daha da bir dikkat kesilmiştik.
Şiir sona erdiğinde herkes merakla "kim yazmış"diye soruyordu.
Ders yılının başıydı. İsimleri yeni yeni tanıyorduk.
Ancak ;yapılan tariften ve özellikle "yeşil gözlü kız"vurgusundan kayıt esnasında tanıştığımız öğrenci olduğunu anladım.
Şiir birincisi olarak ödül töreninde de tüm okul yeşil gözlü kızı tanıdı.

Sonraları okul dergisinde şiirler yazdı.
Beraber mahalli bir gazetede kültür sayfaları hazırladık.
Hikayeler yazdı.
Günlüklerini paylaştı okurlarlarıyla.
Derslerinde de çok başarılıydı.
Çalışkandı. Takdirmameler aldı hep yıllar boyu.
Paylaşımcıydı. Arkadaş canlısıydı.
O herkesi..Herkes de onu seviyordu.

Yıllar yılı kovaladı.
O yeşil gözlü kız son sınıfa geldi. Mezun olacaktı.
Sene sonuna doğru Üniversite Başvuruları telaşı başlamıştı.
Başvurunun sonlarına doğru onun başvuru dilekçesinin olmadığını öğrendim.
Çağırdım. Sebebini sordum.
"Baş örtüsüyle üniversitede okutmazlar"dedi.
Ben sustum.
O sustu.
Şiirler sustu.
Ve sessizce kalktı. Başı önde yürüdü gitti.
Ülke hizmetine sunamadığımız bir beyin gidiyordu.
Çaresizdim. Ve ardı sıra baka kalmıştım.
Yasaklar ne enerjiler tüketmişti.
Ne yürek acıları çekmiştik o yıllada.

.............................

Dün 30 Eylül 2013 dü.
Başbakanımız Demokratikleşme Paketini açıklıyordu.
Evdeydim.Haber kanalına odaklanmışken.
Aramıza yeşil gözlü kızımız da süzülüp gelmişti bir yerlerden.
Başbakanımızın:
"Kılık kıyafet yönetmeliğini değiştirerek kamu kurumlarında Başörtüsü yasağını
kaldırıyoruz"
cümlesini duyduğumuzda,tatlı ama buruk bir tebessümle göz göze geldik.
Ve O yıllar önce yaptığı gibi..Yine yerinden kalktı .
Mağrur, mahcup ve bütün vakariyetini kuşanmış olduğu halde çekip gitti.

Giderken:
"Yasaklar:Diklenmeden dik duruşa direnemezler"dedi.


Alaettin Güven
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.