TEK KANATLI KUŞ UÇAMAZ…..
                Eğitimde 4+4+4 ile girdiğimiz yeni dönem, ülke eğitim tarihi açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Kesintisiz eğitimin sona ermesi, ülkemizin diğer alanlarda normalleşmesinin eğitim alanındaki karşılığı olmaktadır. Devletin halkıyla kucaklaşma noktalarının en temel noktası aslında eğitimdeki kucaklaşmadır. Çünkü devlet ile halk arasına örülen duvarlar eğitimde alanında atılan adımlarla başlamıştı. Alfabenin değiştirilmesi, tevhidi tedrisat kanunun çıkarılması….. Bu süreç halkı devletten kopardı. Bu kopuşu sağlayan, değerler üzerindeki çatışmadır. Devletin halkta yok olmasının istediği kadim gelenekler ve yerine yerleşmesini istediği yeni değerler üzerinde verilen mücadele, zahiren gelenek ve modernite arasında bir savaş olarak algılansa da aslında bütün kavga, ilahi olanla beşeri olanın yer değiştirmesi noktasında gerçekleşmiştir.
                Eğer sunulmak istendiği gibi halkın geleneği ve modern hayat arasında bir savaş var olsaydı yani modern giysiler giymek veya giyememek modern aletler kullanmak veya kullanılmasına karşı olmak gibi şeyler üzerine bir mücadele olsaydı, aynı dönemde 1924’te kurulan modern eğitim kurumlarından İmam Hatip Mektebleri halk tarafından sahiplenilmezdi. Pek çok Müslüman ülkede olduğu gibi, bu geçen 80 yıllık süreçte Türkiye’de de medreselerin halk tarafından sahiplenildiğini, devletin okullarının -İmam Hatipler de dahil- halk nazarında en azından sevimsiz olarak algılanıldığını görürdük. Durum böyle olmadığına göre, halkın cumhuriyetle ortaya çıkmış İmam Hatiplere teveccühünü doğru okumak gerekir.
                Bir diğer doğru okumaya ise 4+4+4 ile getirilen yeni düzenlemeleri anlamak noktasında ihtiyacımız var. Eğer gerek Hükümetin, gerekse İmam Hatip mezunu Başbakanımızın ve gerekse de bu süreçte büyük gayret gösteren İmam Hatip mezunlarının, mensuplarının, derneklerinin sadece İmam Hatip orta kısmına odaklanmayıp, bütün okullarda Kuran ve siyer derslerinin okunabilmesini sağlamak üzere gösterdiği gayretin açıkça ortaya koyduğu şey, meselenin İmam Hatipçilik olmadığıdır. O halde meselemiz; ezilmek istenen, küçümsensen, hor görülen, yok edilmek istenen değerlerimizin tutup kaldırılmasıdır.
                İslam’ın diğer dinlerden farkı, dünya-ahiret dengesinde bir yolculuğu, insana sunmuş olmasıdır. Bu denge en başta Kuran ayetleri ile tabiattaki ayetleri aynı değerde ve aynı kaynağa sahip olarak görmek ve anlamakla başlar. Halkımızın İmam Hatiplerle verdiği değer, onların var olması ve gelişmesi noktasında ortaya koyduğu duyarlılık, bu okulların eğitimini bu denge içerisinde öğrencisine aktarması ile ilişkindir. Halkımız, kendini aydın sanan fakat kendi yürüyüşünü unutmuş bir kargadan farkı olmayan sözde okumuşların aksine, sahip olduğu ferasetiyle şunu görmüştür ki; bizim batı karşısındaki yenilgimiz tabiattaki Allah’ın ayetlerini doğru bir şekilde okumamamızdan kaynaklanmıştır. Yoksa aynı güce ait olan Kuran ayetlerini okumamız bizi yenilgiye götürmez. Yenilgimiz, Kuran ayetlerinin devamlı bizi çağırdığı şu evrene bak, bunlar üzerine düşün şeklinde onlarca ikazını bizim yok saymamız sebebiyledir.  
                İmam Hatipler çocuklarına batıya karşı körleştirici bir aşağılık kompleksi hediye etmemektedir. Aksine batıyı, batının teknolojisini aktardığı gibi İslamı da anlatmakta ve öğretmektedir. Çocuklarına tarih, kültür, medeniyet bilinci ve sevgisi kazandırmaktadır.  Böylelikle çocukların özgüveni yok edilmemekte, ruhları, rüyaları, iddiaları, hayalleri korunmaktadır.
                Allah’ın hikmeti; cumhuriyeti kuran iradenin en büyük ideali muasır medeniyet seviyesine ulaşmaktı. 80 yıllık tarihte batı ülkelerine milli gelirde, halkın kullandığı teknolojide en çok yaklaştığı dönemi sağlayan dönemin başbakanı, halkının aksine İmam Hatipleri her fırsatta budamaya çalışan derin iradeye rağmen İmam Hatip mezunu bir Başbakan olmuştur. Fakat bu aziz milletin hedefi, muasır medeniyet değildi. Onların hedefi, yenilgiye uğrayan medeniyetlerini tekrar ayağa kaldırıp bütün medeniyetlerin en üstünü yapmak, insanlığı zulümden kurtarmak ve Hakkın Dinini bütün dinlerin en üstünü yapmaktı. Bu hedef de ancak İlahi değerlere yaslanan bir hayat tarzını, toplum olarak üretmekle mümkündür. İnşallah bu yeni dönem, bütün çocuklarımızın hem Kuran hem de tabiat ayetlerini birer kanat olarak takıp, ulvi hedeflere uçmak için yola çıkacağı bir dönem olacaktır.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.