Dostum dostum güzel dostum

Bu ne beter çizgidir bu

Bu ne çıldırtan denge

Yaprak döker bir yanımız

Bir yanımız bahar bahçe

Öyle bir yerdeyim ki bir yanım çığlık çığlığa

Öyle bir yerdeyim ki

Anam gider Allah Allah

Kızım düşmüş sokağa

Babam gider Allah Allah

Oğlum düşmüş sokağa

Bu nasıl bir çizgi bu nasıl bir denge?


On bir ayın sulatanı geldi. Mağfiret ayı geldi. Rahmet ayı geldi.

Malikimize, Rabbimize, Sahibimize günah kayıtlarımızı resetletebileceğimiz zamanlar geldi.

İnsan olma farkını hem kendimize, hem tüm yaratılmışlara, hem uslanmaz düşmanımız şeytana, hem de bizi muhabbeti ile var eden Rahmana ispat edeceğimiz günler geldi. Geldi gelmesine ama ne fayda birileri bunun farkına bile varmadan O mahzun bir şekilde bize veda ediyor.

Böyle bir fırsat nasıl kaçırılır. Biz insanlar gerçekten hiç akıllanmayacak mıyız? Bizler bize verilen her fırsatı görmezden gelip nankörlük etmeye devan etmekten hiç vazgeçmeyecek miyiz?

Ramazan ayı geldi ama maalesef bu sene şehrimize Ramazan giremedi. Caddelerimizde, çarşılarımızda, dükkânlarımızda, çay bahçelerimizde, restoranlarımız da ayların sultanı Ramazanın emaresi olan oruçtan sanki hiç eser yok. Davullar çalıyor, insanlar sahura kadar uyumuyorlar, ramazan kültürüne ait yiyecekler mağazaların vitrinlerini süslüyor, kültürümüze ne zaman ve nereden girdiği belli olmayan güya Ramazan eğlenceleri bangır bangır ben buradayım diye bağırıyor. Ama Ramazanı Ramazan yapan, gözümüzün nuru, namazdan sonra bize verilmiş en güzel hediye olan oruçtan şehir nasibini alamadı. Şehrin çarşıları, caddeleri oruçla kendini detoks edemedi. Şehir kodlarını yenileyemedi.

Nasıl insan bedeni oruç ile zindelik ve sağlık bulursa, Ramazan ile de şehrin sosyal, içtimai yapısı zindelik ve sağlık bulur. Kendine döner, etrafına bakar, eksiklerini tespit eder, geleceğe güvenle bakabilmesi adına endişeleri ortadan kaldırmak için, var olan aksaklıklarını tespit eder. İleri dönük bu doğrultuda sosyal projeler oluşturup toplumsal rehabilitasyon çalışmalarına girişir.

Ramazan sadece orucun bir ritüel olarak değerlendirildiği ve toplumun kültür atmosferine geçici bir katkı sağlamak amacı ile var edilmiş bir ay değildir. Esasta ferdin ve toplumun kendisini yeniden inşa edeceği bir aydır. Ramazandan öncesi ve Ramazandan sonrası şeklinde bir değerlendirme her fert ve toplum tarafından kendi adlarına yapılması gereken bir muhasebe olmalıdır.

Ama ne gezer bizler bu yıl bunun çok uzağında bir Ramazan idrak ettik maalesef. Yukarıda alıntıladığımız şair H.Hüseyin Korkmazgil’ in şiiri aklıma geldi bu ramazan gözerlimin önünden geçince. Ramazan da bir yanımız bahar bahçeye dönüşürken bir yanımız yaprak dökmeye devam etti. Gözüken o ki, yaprak dökümünün devam ettiği tarafımız hızla artıyor. Herkes durup düşünmeli, bu olumsuz gidişten benim sorumluluğum nedir demeli ve bunu tespit etmeli.

Biz yeniden büyük bir devlet ve millet olmak istiyorsak bizi var eden değerlere ve imkânlara hakkıyla sahip çıkmasını ve değerlendirmesini becerebilmeliyiz. Bizler Ramazanlarımızı eskiden azınlıktaki gayri Müslim halkların yaşadıkları gibi yaşıyorsak eğer ve onların gösterdikleri saygıyı bile göstermekten uzaksak o zaman yaklaşmakta olanı beklemek durumun da kalırız. O vakit zamana yön verenlerden değil zamanın sürükleyip kenara fırlattıklarından oluruz.

Seçim elbette bizlere ait.

Ramazanlarını hakkıyla değerlendirmeyi başarabilen bir fert, bir toplum bir şehir olabilmemiz dileğiyle…


Mustafa YENİPAZAR


* Sitemizde yayınlanan köşe yazıları ve haberler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.