Bir toplumun kültür kodları; o toplumu oluşturan fertlerin bir olay karşısında, üzerinde hiç düşünmeden, refleksif olarak söyleyiverdiği sözlerden kendini ele verir.

Bu kodlar, o toplumun geçmişinden getirdiği ve tamamı ile kendine ait birikimlerle oluşturulur. Aslında;bir bakıma bunlar toplumun gen dizilişi, gen haritası gibidir.Ama bugün, nasıl bir hayvanın veya bitkinin genlerine müdahale edilerek konun asli yapısı değiştiriliyorsa aynı şekilde bir toplumun kültürel genleri de değiştirilebiliyor.

Bizim toplumumuzun, asli kültürüne uygun ve tüm fertleri tarafından bilinen “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” kodunun yanına “düşenin dostu olmaz” ve “her koyun kendi bacağından asılır” kodlarını nasıl yerleştirirsiniz? Bu kodlar nasıl birbirleri ile uyum sağlayabilir. Nasıl aynı bağın geni olabilirler?

“Kamu malı emanettir zerresine dokunanın yaptığı emanete hıyanettir” kodunun yanına “devlet malı deniz yemeyen domuz” kodunu nasıl yerleştirirsiniz. Biri diğerinin yanına nasıl uyar ve nasıl yan yana durur. Biri diğerini yalanlar vaziyette değil midir?

Anlaşılan o ki, bu toplumun genleri ile birileri oynamış. Ve toplumumuz maalesef kartal iken karga, aslan iken sırtlan geni eklenerek asıl yapısının çok dışına taşınmaya çalışılmış.
Bu gün bu acayip durumun içsel kargaşasını yaşamakta ve yaşatmaktayız birbirimize. Kendi kimliğini seçmekte zorlanan bir toplum olarak yönümüzü ve özümüzü belirleme güçlüğü çekiyoruz.

İçsel korkular üretiyoruz fehimlerimizle. Bazen bu korkular öyle noktaya geliyor ki cinnet haline düşüyoruz. Nereye saldıracağımızı sapıtarak yine kendi kendimizi deşmekte kendi kendimize jilet atmakta buluyoruz çıkışı.

Bu ahval içerisinde sırtımızı doğrultup geleceğe güvenle ve hızlı adımlarla yürümemiz epeyce zor olacağa benziyor. Kendi paçamızdan, kendi yakamızdan asılarak, tutup tutup kendimizi yere vurarak ve cinnet çıkmazında bir toplum görüntüsü ile nasıl ortak bir umudu paylaşabileceğiz? Millet olarak nasıl ortak hayaller kurup o hayallerin peşinde canhıraş bir çalışma gerçekleştirebileceğiz?…

Gençlerimiz, bir millet olma bilincini taşımaktan çok uzağa düşürülmeye çalışılmış yıllarca. Bebek yaşta ana ve babası tarafından televizyonun mürebbiliğine bırakılan çocuklarımız, ergenlik ve gençlik çağlarında da toplum olarak internet medyasının terbiye ve eğitimine emanet edilmiş.
Bu umursamazlık sonucunda gelinen nokta kendini göstermeye başladı…

Eğiten günü geldiğinde emretmeyi de biliyor. Fiziki olarak siz yedirip içiriyor siz büyütüyorsunuz ama eğitimini başkaları veriyor. O eğitimin neticesinde ortaya çıkan sonuç bu gün gözler önüne işte böyle seriliyor.

Bu gün gençlerimiz; maalesef aldıkları harçlıkla bira ve uyuşturucu parasını yetiştiremediği için anne ve babasına hınç besleyen ve günü geldiğinde ebeveyninin boğazını keserek o parayı elde eden toplumsal trajedi filmlerindeki çocuklar gibi hareket eder konuma gelmişler. Anne ve baba “Ne isterse verdik.Niye böyle oldu biz nerde yanlış yaptık” dediklerinde çoktan iş işten geçmiş oluyordu ya, bizde önlemimizi almazsak yarın çok geç olduğunda aynı çaresizliği yaşayabiliriz. 

Mustafa Yenipazar

* Sitemizde ki Köşe Yazıları Yazarın Sorumluluğundadır. Sitemizdeki Yazı ve Haberler direk link verilmeden paylaşılamaz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.