Çocuklar durdu.
Ay durdu.
Yıldızlar durdu.
Irmaklara bakıyorlardı, gölgelerine yaslanarak.
Ay , bir elif miktarı göksünü içeri çekmişti kıskanarak.
 
 
Zülfüne güller döşemişti kentin bilgesi..
Haritaların ne eni , ne de boyu kalmıştı gezmedik.
 
 
İstanbuldaydık . Eyüp Sultanın otağında.
Selam verdik içten , alındı bildik.
 
 
Bir çocuk hıçkırıklarla alay ediyordu.
Durdu safımıza ve tekbir aldı ve vecde daldı.
 
 
Güvercinler eski zamanlardan tevarüsle uçtular.
Mermer sütunlar tarihin bedeliydi , besbelli.
 
 
Ve Ay yüzüyordu bulutların kanatlarında.
Yıldızların cilveleri ses verdi göklerden.
Bir mızraktı mesafe ufkun bağrına gecelerden.
 
 
Sultan Ahmet'e baktı ayasofya boynu bükük.
Taşarken kadınlar caddelere bahar rengi.
 
 
Bir çocuk ; Ahmet Sultan Camii dedi mavi gözleriyle.
Ve bir adım ötede deniz dalgalarla şarkıdaydı.
 
 
Rast makamı geçiyordu üveyikler ikindi vakti gölgeler uzadığında.
Ağıtlar tellalın yer altından gelen sesindeydi.
 
 
Zaman durmuş , bizler durmuş, güneş durmuştu.
Gül vardı elinde bir meczubun fakat solmuştu.
 
 
Eli kanıyordu göz yaşları diken diken.
Gözleri güle benziyor ve gül kokuyordu alın terinden.
 
 
Nerden nasıl bilebilirdim dahası ben kimdim.
Şimdi Bağdatta imam-ı Azamın kapısındayım.
Cevaplarım var; eğri mi doğru mu ey çağ vicdanı.
Şama göçüm var yalnız , derbeder ve bihaber
Orta Doğuda güneş her vakit doğardı.
Çocuklar üşümezdi ve tüm rüzgarlar ılık eserdi.
Açlık sefillik lügatlardan bilinirdi.
Anneler gümrah saçlarıyla gölgelerdi bebeklerini.
 
 
İpek yolunda sevdalar gelir giderdi pazarlara.
Genç kızlar gözlerdi ufku delikanlıların gönlünde.
Yüklerin nimet, heybelerinde bir de aşklar taşınırdı.
Kentler arası gül kokulu bereket kokulu çarşılara.
 
 
Son demlerinde babalar hep dua alır dua satardı.
Terekelerinde taşırlardı asırların yorgunluğunu.
Eve ve gönüllere yük olmazlardı veda tepelerinde.
 
 
Selahattin-i Eyyubi kudüsde Ömeri yadetti.
Miracın ayak seslerine koştu yıldırım gibi.
Huzura durdu peygamber tahtının ayak ucunda.
Cebrail güldü ve selamladı yer gök adına.
Fethin billurlaşmış ufkunu çizdi damarlara.
 
 
Kerbelada iki göz bebeği hep Kudüse bakardı.
Fırat darılmıştı bir kere serinliğe ve hep göz yaşı akardı.
Çağlar besledi ümmetin bağrına saplanan ağıtları.
Güller ağladı, dağlar ağladı, ırmaklar suskun aktı denizlere.
Dicle fıratın kahrından zaman zaman deli divane.
Kader taşıdı durdu bağlara bahçelere ve gönüllere.
 
 
Hey küheylan!Yakub Yusufu arıyor davran hele.
Mısır'da bir millet civanmert bakışlarla elele.
Çağlara doğru koşu başlattı Nil kenarında.
Dicle boyu kurtlar uysallaştı şaştı kaldı kuzular
Adalet diye ağladı seher vakti doğan kızlar.
Anneler doğduğundan çok anne olduklarına yandı.
 
 
Ya leyl türküleri sardığında çölün sonsuzluğunu.
Mecnun çoktan bulmuştu mevlasını ararken leylasını.
Ya leyla kara kuru ve de çok dirgin olmasaydı.
Ve de şuh gönül çalan ve şah yüzlü olsaydı.
Nehirler geçer miydi içinden dolu dizgin atlar gibi.
 
 
Nil geçer miydi içinden..
Tuna dökülür müydü siyaha..
Kızılırmakta elveda der miydi yiğitler..
Yeşilırmak hep yeşil mi akar..
Sakarya türkülerini kime söylerdi..
Ağlıyor şimdi tüm ırmaklar ağıtlarla Nile..
Nil ki analar adına emanet alır emanet saklardı..
Yarınlara koşardı çocuklar terleri buğday buğdaydı..
 
 
Serancamını rüyalar bilir bir de tutsak evi..
Gül yüzlü müşfik ,hoplatan yürekleri yerinden.
Aşka yol alırdı bir göz ağlardı kederinden.
Gömlek arkadan yırtılırsa kurtulmuştur önden giden..
 
 
Şimdi Mısırda
Nil de Musa
Bebek bebek
Musa da Nil
Nehir nehir
Az kaldı
Musalar büyüyecek
Musa musa gelecek
Mursi sembol
Her yer Adeviyye
Herkes Musa olacak
Şimdi Mısırda
Doğum sancısı
Ve doğum kanı
Diz dize
Göz göze
Şehadete bakar delikanlılar yıldızlara bakar gibi.
 
 
Bir yıldız kayar bir yıldız bakar toprağın kalbi.
Bacılar şehidelikte karar kıldı ana olmadan.
 
 
Analar ayaklarının altında cennetle koştular cennete.
Kadim medeniyetin rengi neden kırmızı şimdi.
 
 
Ey Mısır senin rengin eskiden nil rengiydi.
Aydınlık taşırdın çöllerden ötelere ötelere.
Kadim kitapda bir bir anlatılır insanın ahvali.
 
 
Bu ağıt burda bitmemeli
Başka ağıtlar sökün etmeli
Hayat bir anlamda ağıtların otağı
Hey küheylan sen ağıtların hamalı
Hangisine yanam
Kime ağıt yakam
Mısırda kan gözyaşı akarken
Suriye kimyasalla yanarken
Kerkük türküleri susarken
Irakta karmaşa sürerken
İran, Afganistan,Türkistan
Nerde müslüman
Orda yangın ve kan
Ne ağıtlar biter bu coğrafya da
Ne de can...
Uyan.
Ey insan! Uyan.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.