Huzur,kurtuluş ve bereket ayı Ramazan'ın arifesindeyiz. Ramazan, gelişini inananlara hissettirmeye başladı bile. Garip ama her Ramazan öncesinde içimi sevinçle birlikte bir endişe ve kaygı kaplar. Sevinç, inananların ortak duygusu, ama endişe?

Buna kendi içimde cevap ararken, olsa olsa hakkıyla bu ayı değerlendiremeyecek olmamın endişesidir derdim önceleri. İlerleyen zamanda şunu fark ettim ki  içten gelen endişe ve kaygının sebebi sadece bu düşünce değil. Bilinç altına yerleşmiş bir kaygılan, endişelen ve kork dürtüsü.

Bu post modern zamanlarda, gençliğimizden itibaren kendimizi bildik bileli, her Ramazan öncesi veya Ramazan içinde Müslümanlar olarak acı ve savaş görmediğimiz bir devre geçmedi. Bir sene Körfez savaşı ile Iraklı milyonlarca Müslüman'ın kanı akıtıldı, bir başkasında teröre destek veren ülke bahanesi ile Afkanistan'a saldırılıp yerle bir edildi, umursamazca binlerce Müslüman'ın canına kastedildi, başka bir sene Filistin'e katliam uygulandı, bir başkasında Miyanmarda vahşet tırmandırıldı, bir diğerinde Mısır darbesi ve Ülke içerisinde Gezi olayları ile huzurumuz kaçırılıp hayat bize zindan edilmeye çalışıldı. Belli ki birileri huzura ve barışa savaş açmış ve ısrarla, bunun evrensel anlamda en önemli sembolü olan Ramazan ayını hedefliyor.

Zaman akıyor ve her kim bir misyon üstlendi ise onu yerine getirmek için gayretini sürdürüyor. Hayra veya şerre dönük.

Ülke olarak çok önemli bir dönemi yaşıyoruz hep birlikte. Ya yeniden bir dünya devleti olacağız veya daraltılmış sınırlar içerisine hapsedilip tarih sahnesinden silinmeye giden küçük bir devletçik. Birileri, bu seçimi kendimiz yapalım diyor. Birileri, olur mu bu seçimi bizim yapmaya gücümüz yetmez müttefiklerimiz(!) var, onlar en doğrusunu bilir, onlar ne derlerse biz onu yapalım diyor.

Biz kendimize güvenen bir milletiz ve kendi seçimimizi yapabiliriz. Bu milleti tarih sahnesinden silmeye kimsenin gücü yetmez. Daha önce çok heveslenildi ama heveslenenlerin hevesi kursaklarında kaldı.

Fitnenin bir millet için en büyük bela olduğunu bizde biliyoruz düşmanlarımızda. Biz kendimiz için istemediğimizi başkaları içinde istememeyi şiar edindiğimizden fitneyi tüm dünyadan silmeye çalıştık, çalışıyoruz. Fakat anglo-judist batı sözüm ona  medeniyeti, varlığını, fitneyi yer yüzünde yaygınlaştırmak üzerine kurmuş. Nerede bir huzur var onlar orada. Hedef huzursuzluk yaratıp aradan parsayı toplamak. Onlar huzurun amansız düşmanı. Bu sebeple huzurun hakim kılınmasında evrensel zaman dilimi Ramazan'a da düşmanlar.  

Dostlarının zincirlenmesine gönülleri razı gelmiyor. Kahroluyorlar ve hemen onu memnun etmek için kolları sıvayıp açığını kapatmak adına iki misli gayret sarf ederek bir fitne peydahlayıp insanlığın huzurunu kaçırıyorlar. Ramazanı insanlara zehir etmeye çalışıyorlar.

Ne deyelim... Herkes görevini yapıyor. Ama bu dünya devam edecek dünyanın tarlası ve ne ekilirse herkes ektiğini biçecek.

 

.......

Ramazan'ı bir nevi seçim havasında geçireceğiz. Bu kutlu ayda önemli kararlar vereceğiz. Birileri aklımızı karıştırıp gönlümüzü daraltmaya çalışacak. Ama eminim ki bizler en doğru duruşumuzu gösterip yine düşman çatlatacağız.

Şimdiden söylüyorum, bizim başkasının ekmeline ihtiyacımız yok. Bize bizimle birlikte yürüyen bizimle birlikte büyüyen, bizimle birlikte aynı rüyayı görüp, bizim kızdığımıza kızıp sevindiğimize sevinen heybetli ve temiz cumhur başkanı lazım.

....

Bu arada Kütahya belediyesinden Ramazana özel ve özlediğimiz programlar bekliyoruz. Kütahya mızın gönlünü doyuracak ve Türkiye'de örneklik teşkil edecek programlar.

Mustafa Yenipazar

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.