Gelin, birlikte yaşamayı yeniden öğrenelim.

Gelin, insan olmamızın en önemli yaradılış/hilkat farklarından birini yani sosyal bir yaratık olduğumuzun farkına yeniden varalım ve üzerinde tefekkür ederek bunun hakkını verelim.

Gelin, hep beraber yüreğimizin yegâna azığı olan sevgiyi sahiplenelim. Böyle muhteşem bir azığın kıymetini bilerek yudum yudum yüreğimizin her zerresine içirelim. Paylaşıldıkça artan bir nimet olduğunun bilincinde sevgiyi uzak yakın tüm kardeşlerimizle paylaşalım.

Nefretin bizim için yaratılmış bir duygu olamadığını tekrar hatırlayalım gelin. Nefretin yasak bir meyve olduğunu bilerek nefretten olabildiğince uzağa kaçalım. Bu duygunun hem fertleri hem toplumları tüketen yok eden bir hastalık olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

Anadolu coğrafyasında yaşayan toplulukların her dönemde dünyaya örnek medeniyetler kurduğunu hatırlayalım tekrar. Bize düşeninde bu topraklarda yeniden tarihi misyonumuzu yüklenerek yaşamaktır hatırlayalım ve birbirimize hatırlatalım.

Unutmayalım hiç kimse tesadüfen birilerinin çocuğu olmaz. Hiç kimse tesadüfen bir vücutta yaratılmaz. Hiç kimse tesadüfen bir milletin ferdi olmaz. Hiç kimse tesadüfen bir coğrafyada dünyaya gelmez. Hiç kimse tesadüfen tarihin herhangi bir döneminde var edilmez.

Dünyaya gelen her bir insan kendi başına çok büyük bir değer taşır. Her bir fert âlemlere bedeldir.

Halk edilen herkesin dünyadan ilk soluğunu aldığı andan itibaren kendisini yüklenmiş bir görevi vardır. Her fert tam bulunduğu noktada olması gerektiği için oradadır. Yaradılışın bu kuralını bilip buna kulak vererek hayatımızı şekillendirmek bu kozmik insanlık korosunda doğru notaya basarak doğru bestenin çalınmasına katkıda bulunmamızı sağlar.

Buna fıtrata uygun yaşamak denir. Bazıları insanlık fıtratına uyumlu bir yolu tercih ederken bazıları fıtratlarının üzerini örterek kendi heva ve vehimleri doğrultusunda hareket ederler. Hâlbuki bize doğruya nispeti sıfır olan bu iki bilgi kaynağı ile harekete etmek uzak kılınmıştır. Hem uzak hem yasak kılınmıştır.

Çünkü heva ve vehim mahpus edilmiş yalnız ruhların bilgi kaynaklarıdır.

Kendilerini içinde bulundukları tarih, coğrafya, toplum ve benlik zindanlarına hapsetmiş ruhlar fıtratlarının onları ulaştıracağı doğru kaynaklara varabilme imkanını da kaybetmiş durumdadırlar. Öncelikle kendi özgürlüklerini kazanmalıdırlar ki kendilerine yüklenen misyonu sahiplenebilsinler. Aslında zor olan kendini hapsetmek olmasına rağmen bazıları için kolay olanı bulmak zor olur.

Özgür ruhların bilgi kaynağı yakindir. Onlar ilmel, ayenel ve hakkel olarak bilginin kaynağına yakin olurlar ve kendilerini doğru kaynaktan besleyerek büyütür ve yönlendirirler. Yaratılıştan fıtratlarında olan kodlarla birleşen bu kaynaklar onları hem var oldukları hem de var olacakları âlemde doğru yere götürür.

O yüzden gelin, kendi içinde hem çok yalın ama aynı zamanda da son derece girift bir yaratılışa sahip olan insan üzerinde tekrar tefekkür edelim.

Tefekkürümüzün azığı sevgi olsun kaynağı yakin olsun tefekkür eden özümüz özgür olsun.
Gelin fıtratımızda yeniden dirilelim aslında bir olduğumuzu aynı canı taşıyıp aynı akıbeti paylaştığımızı aklımızdan çıkarmayalım.

Mustafa Yenipazar
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.