Önce söz vardı diye başlar Yuhanna incili. Eski ahitte insanın ve evrenin yaratılışından önce sözün olduğunu söyler ve “Önce söz vardı” der. Ve kâinat söz üzere yaratıldı. Tanrı “OL
dedi ve kâinat var oldu. Var olandan önce “OL” sözü vardı. Söz varlığı vara taşıdı.
 
Ve insan yaratıldı tüm yaratılmışların bakışları önünde. Ve insan yaratıldı ama bu yaratış başka bir türlüydü. Bu her halinden belliydi. Yaratılmışları bir telaş sardı.
 
……
 
Söz” de sır saklıydı. Yaradan sözü insana verdi. İnsana sözü taşıyacak hilkati de verdi. İnsan kendine verilen değerlerin farkında değildi. Farkına varabilme yeteneğine haiz de değildi henüz. Kendisini bilmiyor tanımıyordu. Diğer yaratılmışlar tarafından gördüğü ilgi ve alakanın da farkında değildi. İlgi ve alakanın ne olduğunu bilmiyordu. Alakanın sevgiye bakan yüzünden habersizdi. Sevgi nedir bilmiyordu. Sevgiye ses veriyor anlam veremiyordu. O’na sözün gücü verilmişti. Ama O’nun için meçhuldü bu.
 
Kendi değerini önce elinin gücünde sandı. Sonra elinin ve dizinin gücünde olduğu kanaati oluştu kendinde. Belini doğrulttuğu gün kendini daha güçlü hissettiği ve değerinin tüm vücudundan kaynaklandığını düşündü. Onun iki ayağının üzerinde taşıdığı dim dik duran vücudu ona gösterilen alakanın sebebi olsa gerekti. Vücudundaki uzuvları bir bir inceledi. Onları kullanmayı öğrendi. Her geçen gün güveni arttı. Evet evet işte bu vücuttu onu o yapan. Vücudunda ne kadar çok sır ve güzellik saklıydı. Bu onu daha neşeli ve mağrur kıldı.     
 
Tuttu, fırlattı, yere çarptı, zıpladı ve vurdu. Vurduğu gün durdu, içi yandı gözünden akan yaş yangınını bir miktar söndürdü. Buna kızdı bağırdı vurundu ama nafile … Bu onu azda olsa tekrar kendine döndürdü. Anlamaya çalıştı. Etrafına bakındı ve güldü. Gülünce içi huzur doldu sevindi. Çevresine olan ilgisi arttı. Çevresine kendini tanıtmak istedi.
 
O gün sesin farkına vardı. Sesin gücü ona çok şeyler katıyordu fark etti. Gelen seslere kulak verdi. Sesler zamanla ona gerçek yüzünü gösterdi ve söze döndü. Sözün gücünü hissetti ama künhüne vakıf olamadı. Vakıf olduğu gün vasılda olacaktı.
 
Tanrı O’na hep sözün gücünü hatırlattı ama O bunu göz ardı etmeyi tercih etti hep. Gücü başka yerlerde aradı aramaya devam ediyor. Kılavuzluğu söze bırakmıyor. Söze tabii olmuyor. Sözde var olup sözün varlığını üstün tutmuyor.
 
Bu açmazlığı onu sürekli cahilliğe, nankörlüğe ve bozgunculuğa mahkûm ediyor. Söz buna işaret ediyor ama nafile o söze kulak vermiyor, söze gönül vermiyor. İnsan beşerlikten kurtuluşunun ve yeryüzündeki hükümranlığının vesilesinin bu olduğunu görmek istemiyor ve hem kendine hem kendi gibi diğerlerine yazık ediyor. Birileri buna gülüyor, seviniyor, el ovuşturup, el çırpıyor. İnsan kaybediyor. İnsanlık kaybediyor. İnsanlık adına kayıplar her geçen gün artıyor.
 
Adem’in bin bir sözle uyarıp sözünde durup söze uymaya davet ettiği fakat bir türlü sözün gücüne inandıramadığı ve gücün sözü ile hareket etmeyi tercih eden oğlundan beri insanlık birbirinin kanını akıtmaktan vazgeçmedi.
 
 
Akan kan insanlığın kanı ve bu kanın akışı insanlığın top yekûn kaybının emaresi, izi, resmi.
Ey insanoğlu, ey insanlık ailesinin ferdi acımasızca akıttığın kan bil ki senin kanın. Yerde gördüğün o kırmızılık senin varoluş suyunun ateş almış hali. Kanın beyaz olan rengini senin ateşlenmiş nefretin ve cahilliğin kırmızıya döndürüyor. Kırmızı alarm rengidir. Akan kan sana bağırıyor, siren çalıyor, yanıp sönüyor. Gör beni diyor gör. Gör kork, titre ve kendine dön. Verdiğin söze dön, sana verilen söze dön. Kendini düşmanına maskara etme. Eşrefi mahlukat olarak yaratıldın sen dipsiz nefret ve aymazlık kuyularında kendini onulmaz acılara ve ateşlere mahkum etme.
 
Söze sarıl, sözle doğrul yılan olup yerde sürünme sen insansın ayağa kalk. Künyen sözle yazılmış adına ve sözüne sahip çık. Kendi kanında boğulup yok olma. Sen Yaradan’ın, seni yokta bulup sözle var edenin umudusun, umudu boşluğa ve yokluğa atma.
Vurmaman gerektiğini ilk öğrendiğin günü unutma. Sana o zaman yol göstereni hatırla. Hem kendi gözyaşlarını hem kardeşinin gözyaşlarını sil. Allah’ın emri üzere gül, selamda, selamette, barışta buluş hayat bul.
 
Titre ve kendine dön söze uy, teslim ol ,ayağa kalk !


Mustafa Yenipazar

 * Sitemizde ki Köşe Yazıları Yazarın Sorumluluğundadır. Sitemizdeki Yazı ve Haberler yanlızca direk link verilerek paylaşılabilinir.   
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.