DPÜ’de CERN, ATLAS Deneyi ve Higgs Parçacığı Konferansı Düzenlendi

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen “CERN, ATLAS Deneyi ve Higgs Parçacığı” konferansı gerçekleştirildi.

16 Aralık 2013 Pazartesi 10:37
DPÜ’de CERN, ATLAS Deneyi ve Higgs Parçacığı Konferansı Düzenlendi
banner89

 Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi tarafından 

düzenlenen “CERN, ATLAS Deneyi ve Higgs Parçacığı” konferansı gerçekleştirildi.

 “CERN, ATLAS Deneyi ve Higgs Parçacığı” konferansına konuşmacı olarak Ankara 
Üniversitesi Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Duran Yıldız Doç.Dr. Hatice Duran Yıldız; CERN’deki ATLAS Deneyinin üyesi olduğunu ve 
CERN’deki deneylere katılmaya devam ettiğini ifade etti. 

 Doç.Dr. Hatice Duran Yıldız, “13.7 milyar yıl önce evrenimiz Bing-Bang (Büyük 
patlama) denilen büyük bir patlamayla oluştu. 1920’lerde fizikçi ve matematikçi bilim 
insanları (A. Friedmann ve G. Lemaitre), evrenimizin Bing-Bang denilen büyük patlama ile oluştuğu fikrini ortaya atarak bu fikirlerini çeşitli teorilerle desteklediler. Evrende büyük patlama sonrası ilk aşamada çok sıcak ve yoğun olduğundan küçük atomaltı parçacıklar oluştu, hemen sonrasında atomlar, moleküller ve daha sonra yıllar içerisinde de büyük gezegenler ve çeşitli galaksiler oluştu. Neden ve nasıl böyle bir olay oldu? Bunun için çeşitli fiziksel yaklaşımlar, teoriler vardır. Bunlardan bazıları, örneğin kayaçların yaşlarına bakarak çeşitli yaş tahminleri yapılıyor, radyoaktif maddelerin bozulmalarına bakarak zaman ölçümü yapılabilmektedir. Galaksilerin kırmızı ötesine kayma durumlarına göre en uzakta olanın en hızlı ayrılıp gittiğini anlamaktayız. Evrendeki Hidrojen ve Helyum oranı 13.7 milyar yıl önce büyük patlamanın olduğunu göstermekte yani evrenimizin oluştuğu sırada karanlık madde, 
karanlık enerji ve bilinen temel parçacıklar oranında olması gerekliliğini ortaya koymuştur. 

 Hidrojen ve Helyum oranı patlama ile şuanki durumuna ulaştığı oranı bulunmasaydı diğer gezegenler ve galaksiler (gezegenler, sistemler, yıldızlar ve uydulardan oluşan gökcisimleri topluluğudur.) için de daha farklı yapılara doğru gidebilme olacaktı. Büyük patlamanın başlangıcı kuantumsal dalgalanmalardan kaynaklanmaktadır. Evrenimizin genişlemesinin devam ettiği bilinmektedir. Yalnız evrensel kütle çekim kuvvetinin varlığından dolayı bu genişlemenin hızı belli bir oranda artmaktadır.”

 Doç.Dr. Hatice Duran Yıldız,“Evrenimizin büyük bir kısmı patlamanın ardından 
karanlık madde denilen bilinmeyen yoğun madde ile doluydu. Günümüzde karanlık 
maddenin oranı daha azdır. Zaman geçtikçe karanlık madde, karanlık enerjiye doğru yani enerjisel bilinmezliğe doğru yerini bırakmıştır. 13,7 milyar yıl önce evrenimizin yaklaşık  %50’sinden fazlası karanlık maddeyken günümüzde %70’i karanlık enerji, %25’i karanlık maddedir. Maddeden enerjiye doğru bir geçiş söz konusudur. %5’lik kısım ise parçacıklardan, atomlardan yani bilinen maddeden oluşmaktadır.” Dedi.

 CERN ile ilgili bilgiler veren Doç.Dr. Hatice Duran Yıldız konuşmasını şöyle 
sürdürdü: “CERN; Avrupa Nükleer Araştırma Merkezidir. CERN 1954 yılında, 20 Avrupa ülkesinin katılımıyla kuruldu. Türkiye ise halen gözlemci statüsündedir. CERN büyük bir hızlandırıcı programına sahiptir. Cern’de çarpışma olacak, Dünya yok olacak gibi cümleleri geçmişte duymuşsunuzdur. Fakat evrenimizin oluşumunda simetri kırılarak madde fazlalıkta, anti madde az şekilde oluşmuştur. Eğer anti madde, madde kadar çok olsa idi madde-antimadde birleşerek yok olma durumu olurdu fakat günümüzde anti madde sadece laboratuvar ortamında üretilebilmektedir. Korkulacak bir durum söz konusu değildir. Anti maddenin çoğunlukta olduğu başka evrenlerin bulunduğu da günümüz fiziksel öngörüleri arasındadır. CERN’de elektronun ve protonun antileri üretilebilmiştir ama bunlar elektron ve protonla birleşince anında yok olan parçacıklardır.

 CERN’de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) veri depolamada ve aktarımda 
dünyada önemli gelişmelerin beşiği olma durumundadır. Geçmişte WWW (World wide web) CERN’de Tim Berners-Lee tarafından bulunmuştur, şimdide CERN’de Grid sistemi denilen büyük veri aktarımlarını dünya genelinde mümkün kılan bir sistem üretilmiştir. CERN’ün esas amacı gelişen bilgi birikimini ve teknolojiyi dünyadaki bütün ülkelere sunmak ve teknolojiyi gelecek nesillere aktarmanın öncüsü olmaktır. Bunun içinde 4 büyük (ATLAS, CMS, LHCb, ALICE) ve birçok küçük dedektörün çalışmasıyla, CERN’de büyük çalışmalar yapılmaktadır. CERN’e, Türkiye’den Ankara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, ODTÜ ve Çukurova Üniversitelerinden bilim insanları araştırmalarıyla katılıyor. 

 ATLAS Deneyinde 2600 fizikçi çalışmaktadır. Deneyde iç detektör kısmında momentum ölçülüyor. Kalorimetre de ise parçacıkların enerjileri ölçülüyor. Bu deneylerde fizikçiler, matematikçiler, mühendisler, kimyacılar, teknisyenler çalışmaktadır. ATLAS Deneyi’nin esas amacı Higgs parçacığını bulmak idi ve 2013 yılında bu parçacık belirli istatistiksel kesinlikte keşfedilmiştir. 14 Mart 2013’te CERN’de 125 GeV kütleli Higgs Parçacığının (Maddenin orijini olarak kabul edilen) keşfedildiği, ATLAS ve CMS Deneyi yetkilileri tarafından açıklanmıştır. Parçacıkların Standard Modeline göre Higgs parçacığı spini ve elektrik yükü olmayan bir bozondur. Kararsız bir parçacıktır ve çabucak başka temel parçacıklara bozunur. 
Higgs Parçacığının Teorik ispatını yıllar önce yapan Peter Higgs 2013 yılı Fizik Nobel 
Ödülünü kazanmıştır.”

 Yine CERN de güneşten gelen titreşimlerin (aksiyomların) incelenmesi güneşle ilgili 
özelliklerin ortaya konulmasında önemlidir. Ağır iyon çarpışmaları, b-kuarkın özellikleri 
de CERN’ün önemli araştırmalarından bazılarıdır. CERN’de protonları hızlandırmak için 
süper iletken kavitelerin süper akışkan helyum ve azot ile soğutularak 1.9 Kelvin ( - 271 C) çalışması dünya teknolojisinin süper iletken teknolojisinde geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir. 

 Konferansın sonunda Dumlupınar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Erdoğan Doç.Dr. Hatice Duran Yıldız’a Dumlupınar Üniversitesi’nin giriş kapısını sembolize eden anahtar plaket takdim etti.

 Konferansa Prof. Dr. Yunus Erdoğan’ın yanı sıra Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karaaslan’ın eşi Cemile Karaaslan’da katıldı.
banner178
Son Güncelleme: 16.12.2013 10:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.