Başlıkta kullandığım kelime DOĞU, aklınızda birçok anlam çağrıştırıyor olabilir; Yön, coğrafya, kültür, inanç, isim, marka v.d.
Kastımız bunların hiçbiri değil.
Bizim “doğu” muz bir film ismi. Amacımız bir filmi tanıtmak veya eleştirmek değil. Filmin, yönetmeni, başrol oyuncuları veya hangi ülke yapımı olduğunun da bizim için hiçbir önemi yok.
Ama çok yeni bir film ve içeriği oldukça enteresan !?
İlginç görünüşlü, çöplerden topladıkları ile hayatlarını sürdüren ve idealist bir grup gencin kurduğu gizli ve yasadışı bir örgüt filme ismini veren DOĞU. Örgütün kuruluş amacı oldukça masum: tabiatı ve dolaylı olarak insanı katleden sanayi kuruluşları ve tröstlerle her yola başvurarak mücadele etmek. Bunun içinde terörist eylemlerde var. Örgütün az sayıdaki elemanlarının liderleri ve öncüleri; akıllı, yetenekli, iyi eğitim almış, ailelerinin ekonomik durumları gayet iyi gençlerden oluşuyor.  Film, gizlice aralarına sokulan ve onların hayata ve olaylara bakış açılarından etkilenen bayan bir istihbarat elemanın gözünden anlatılıyor.
Gençleri birbirlerine bağlayan ve bir araya getiren bir ideoloji yok.
Mevcut inanç sistemlerinden herhangi biri ortak değerlerini oluşturmuyor.
Ülkelerinde var olan siyasi yapılanmaya karşı, ortak muhalif bir bakışa sahip değiller.
Her birinin o örgütte bulunmalarının nedeni birbirinden çok farklı.
Garip ama, birlikteliklerinin özünde tabiat sevgisi, çevrecilik ve aykırı hayat arayışları var.
Nasıl ilginç değil mi?
Bana filmin genel yaklaşımı ve gizliden gizliye vermeye çalıştığı mesajları oldukça dikkat çekici geldi.
Size de bir şeyler hatırlatmıyor mu?   
Hele birilerinin filmler üzerinden, tiyatro oyunları üzerinden toplum mühendisliğine kalkıştıkları, kitleleri bu yollarla yönlendirip motive ettikleri, sokaklara döküp birbirine soktukları, hatta bu şekilde ortaya konulacak yasa dışı eylemlerin provasını yaptırdıkları ve bizimde garip bir şekilde bunları sadece izleyerek hayretler içerisinde kaldığımız şu günlerde.
Bu ve buna benzer filmlerin sayısının önümüzdeki günlerde artması beni hiç şaşırtmayacak.
Ha bu arada V for Vandeta filminin CD ve DVD leri birçok elektronik mağazalarında ve alışveriş merkezlerindeki kitapçıların raflarında ön plana çıkarılmış tekrar.
Ne yalan söyleyeyim 2006 yapımı bu filmi bende izlediğimde isyancı duygularım galeyana gelmişti. Ve filmin unutulmaz sahnelerinin birinde “kötü adam”” kahramana”: “sonuna kadar muhalifsin ve ölümden korkmuyorsun” dediğinde bunun hafızama kazınacağını hiç düşünmemiştim.
Sinema; kültür ihracatı ve toplumsal manipülasyon için önemli bir kanal.
Hatta toplumun bazı katmanlarında kodları beyne kazınmış bir hipnoz etkisi bile yapabilir.
Bunu becerebilenler bu yolla beklenenden çok daha büyük getiriler elde edebiliyorlar.
Kendileri kazanırken etki ettikleri toplumlarda büyük yıkımlara sebebiyet veriyorlar.
Demek ki dünya denilen bu küresel köyde köyün çocuklarını sokağa dökenler çoğunlukla köyün büyük ağaları oluyor. Köyün çocukları sokağa dökülüp ortalığı yakıp yıkacaklar, hatta ölecekler ve ağalara gün doğacak. Onlarda böylece ortamı yeniden dizayn edip kendi hegemonyalarını sağlamlaştıracaklar.

Küresel feodalizmden kurtulabildiğimiz , gönüllü “postself” liklerin sona erdirildiği ve “Gezi Hipnozundan” uyanabilmiş gençlerin özgür akılları ile düşünebildiği bir dünya kurabilmemiz umuduyla… 

Mustafa Yenipazar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.