Yağmurun ayak sesleri geliyor.

Güneş yüzünü bir gösteriyor, bir bulutlarda kayboluyor.
Mevsim yaz.
Dün ortalık otuz dört derece sıcaklıkta kavruluyordu.
Bugün güneşin yakmaya pek niyeti yok gibi.
Hafif esen rüzgar beklenen bir haber gibi.
Umut dolu bir haber gibi..

Ebem rüzgarın dilinden anlardı. Hem de çok iyi anlardı.
Onun estiği yöne .
Sesinin tonuna.
Estiği vakte göre.
Nasıl geleceğini.Ne getireceğini.ne götüreceğini çok iyi bilirdi.
Ee kolay değil.Koca bir ömrü iklimlerle paylaşmak.
İklimlerle ortak iş yapmak.
Öyle ya :
Bazan güneş gerek,kurutmak için.
Bazan rüzgar gerek, tınazı savurmak için.
Düğün elinen ,harman yelinen.
Bazan yağmur gerek toprağı sulamak için.

Yaz mevsimi bulutlar; okuyucusu için haber dolu bir mektuptur.
Ebem ümmiydi.
Ancak tabiat kitabını çok iyi okurdu.
Dilini çok iyi bilirdi.

Bulutların anlatttıklarını da çok iyi bilirdi.
Renklerine göre bulutların ne söylediklerini bilir,hemen gereğini yapardı.
"Bak "derdi.
"Namazgâh tarafında bir bulut oluştu.Büyümeye başladı.Hemen harmanı toparlayın.
Yağmur geliyor.Acele edin.Çabuk gelir.Şiddetli gelir.Harmanı ıslatmayın ."
Dediği olduğu gibi gerçekleşirdi.
Geç kalırsak  hem harman, hem de biz ıslanırdık.

Kemal tarafında oluşan kara bulutlardan korkardık.
Toplamaya başlasak harmanı.
Ebem kara buluta bakar ve gülerdi."Bırakın bir şey olmaz" derdi.
Gerçekten bir şey olmaz.Bulutlar dağılır giderdi.


Şimdi kentdeyim.
Büyük kentlerin birinde.
Ne rüzgarın dilinden.
Ne bulutların renginden.
Ne de yağmurun halinden anlayan var.
Ebem olsaydı  acaba o anlar mıydı?
Bilemiyorum.

Benim duyduğum yağmurun ayak seslerini o da duyar mıydı?
Yoksa şöyle bir bakar gök yüzüne.
Sonra telaşsız işine mi dönerdi bilemiyorum.

Doğrusu ben mevsimin birinin farkına varmadan diğeri geliyor.
Onun farkına varmadan öbürü gidiyor.
Ondandır:
Mevsimleri
Çiğdemleri
Rüzgarları
Bulutları
Dağları
Suları
Yağmurları
Islanmayı
Kurumayı
Kavrulmayı
Üşümeyi
Isınmayı
Ve birilerine selam vermeyi özlediğim.

Buralarda oruç öksüz şimdilerde.
Yağmur da yağmıyor.
Seherlerde sahur da olmasa.
Hepten yoksuluz.
İçimizin yoksulluğu kavi..

Yellerin dili yabancılaştı bize.
Konuştuğumuz dil bile..
Selamlarımız bile.

Haydi yağmur gel artık.
Oruç gibi gel.
Sahur gibi gel.
İftar gibi,Teravih gibi gel
Ve yıka bizi .
Yıka içevlerimizi..
Hazırla saçlarımızı rüzgara.

Birazdan ikindi gelecek..

Alaettin Güven

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa 2015-03-04 01:08:43

ağzınıza sağlık alaettin bey. duygularımıza tercuman olmuşsunuz.

banner205