Bir dakika!

Gün gelir tüm bilmediklerimiz bilinen olur.
Gün gelir hayat en açık yüzüyle çıkar önümüze.
Doğru yanlış, iyi kötü, faydalı zararlı hepimize açık ayan oluverir.
O gün gelmeden, perde açılmadan perdenin arkasındakilerle ilgili bize aktarılanları akıl süzgecinden geçirerek belirlediğimiz karar, bizim inancımız oluverir.
 İnanmak için, ortada bu dünya gözüyle görünmeyenin var olması gerekir.
Verdiğimiz karar, görünene de nereden bakmamız gerektiğini anlatır bizlere.
Varlığımızın özünde hep iyiye, faydalıya ve doğruya meyyal bir duruş vardır.
İnsan önce aydınlığı görmüştür dünya gözüyle.
Karanlık çökmeye başlayınca gök kubbeye, merhametin aydınlığı bize yaren olmuştur sessizce.
Ve sevgiliye sima olan ay aydınlatmıştır ufkumuzu serin ve gülen yüzüyle.
Bulunduğumuz mekanıtanımak ve burada bulunuş sebebimizi anlamak için sorduğumuz her soruya ap açık ve anlaşılır cevaplar gelmiştir perdenin arkasından;
“Güneş'e ve onun parıltısına,
Güneş'in ardından gelen Ay'a,
Güneş'i açıp ortaya çıkaran gündüze,
Onu örten geceye,
Göğe ve onu bina edene,
Yere ve onu döşeyene,
Nefse ve onu biçimlendirene,
Sonra da ona kötülük ve iyilik kabiliyetini verene yemin olsun ki,
Elbette kendinikaranlıktan koruyup parlatan kurtulmuştur.”

Düşünme yeteneği ile derç edilmiş aklımıza seslenilmiş ve ışık tutulmuştur takip edeceği yolu görmesi için önüne.
İnsanların tamamı birbirleri için karanlıktaki bir ay gibidir aslında.
Gönderilen ışığı ıskalamayıp, üzerine düşürebilin, onun aydınlığıyla parlar ve çevresindekileri de aydınlatır.
Karanlıkta kalanların ve ısrarla aydınlığa gözlerini kapayanların vay haline!
Onlar dünyayı içinden çıkılmaz bir kör döğüşüne çevirirler.
 Sıkı sıkıya kapattıkları gözlerini açmamakta ısrar ederek bir sağdaki bir soldaki ile bir önlerindeki bir arkalarındaki ile tokuşup durular.
Karanlığın verdiği bungunlukla, hayatı hem kendilerine hem başkalarına zindan ederler.
Her şeyden korkar, her şeye düşman olurlar. 
 
Zaman varken ve verilmiş olanlar toparlanıp geri alınmamışken,  her gün aydınlık için yeni bir başlangıç olarak doğar göğümüze.
Sorulduğunda bu ay ve güneş ne için var gökyüzünde,verilen cevap son derece manidar ve tokatlayıcıdır düşünüp akledene…
“Siz ona bakıp zamanınızı ayarlarsınız”

Siz ona bakıp zamanınızı ayarlayın diye…
 
 Mustafa Yenipazar
 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner126