Bugünlerde üzerine en çok konuşulan ve yazılan konu İslamcılık ve İslamcılar. Kendilerini İslamcı olarak vasıflandıranların yanı sıra İslamcılığı dönemsel bir sosyolojik olay olarak gören ve dışarıdan gazel okuyanlar da tartışmalara katılıyor hatta yön vermeye çalışıyorlar.
“İslamcılık” kavramı oldukça uzun senelerdir kullanıldığı için toplumun en azından kulak dolgunluğuna sahip olduğu bir kavram. Bu nedenle de  muhafazakar ve mütedeyyin halkın genelinin kendisini içinde hissettiği bir olgu. Fakat kavramın bireysel tercih ve kimlik ifadesi haline geldiği “İslamcı” şekli, bugünlerde toplumu, kendini konumlandırdığı taraf açısından tereddüde soktu.
Toplumun, kavramın bu son şeklini ilki gibi içselleştirememesinin nedeni,  aslında aynı grup içersinde gördüğü kalem sahiplerinin bazılarının kendini “İslamcı” olarak tanıtması, bazılarının ise kendini değil karşısındakini “İslamcı” olarak sıfatlandırması. Peki bu iki yazar grubunun ikisini de bir bütün/ayrılmaz gören okuyucu/izleyici bu ayrımda nerde duracak? Şimdi, zihni konforu bozulmuş geniş bir halk kitlesi ile karşı karşıyayız.
Birileri hemen bu iki grubun farklarını anlatmalı ki tarafımızı belirleyelim ve tekrar güzel dünyamıza dönelim. Bu, olayın halka bakan yönü.
Bir de aydınlara dönük yüzü var ki orada sıkıntı daha büyük. Bugüne kadar konu kalmadıkça veya ilim ile amil olmayı emreden içerdeki ses, rahatsız ettikçe hatırlanan “İslamcılık” artık bir zevk konusu değil bir ölüm-kalım meselesidir. Çünkü artık konu İman’dır. Artık herkes anlamıştır ki bütün mesele imanı kurtarmaktır, gerisi- iktidar olmak, birinci sınıf insan olmak, muasır medeniyet seviyesine çıkmak- boştur. Çünkü bunlar hep burada, dünyada cennete ulaşmak ile ilgili. Fakat mümin, cennetin sadece ötede var olduğuna inanan demekti.  Çünkü burası imtihandı, sınav bitmeden kimin nereye yerleştiği belli olmazdı. Biz deneniyorduk. Denendiğimizi unutuverdik. Terk ediverdik Kitab’ı. Cevapları ele geçirdiğimizi sandık.
Temennimiz, bu sürecin 150 yıllık “İslamcılık” davasının toplumsallaşmasını ve böylelikle de alim/aydın kesimin, konuyu/davayı zihinsel bir ihtiyacın tatminin dışında artık toplumsal talebin karşılanması olarak bir zevk yerine bir görev ve mesuliyet olarak telakki etmesine yol açarak büyük bir hayra vesile olmasıdır.
 Peki ben hangi taraftayım? Ben İslamcı mıyım? Yoksa bu İslamcılar birtakım gerici, hayal dünyasında yaşayan, ipini koparmış tipler mi?
Şu cevaplara göre hangi tarafta olduğumuzu anlamaya başlayabiliriz;
-Evet ben kendi halimde "müslümanca" yaşamaya çalışan bir insanım. Fakat İslam’ı kendi ailem de dahil kimseye yaşatmak gibi bir derdim yok, olmaz da herkesin aklı var fikri var.
-Hayır ben aile hayatında bile İslam’ı yaşatmayı dert edinmeyen Müslümanlara "İslamcı" diyemem. İslam'ı en yakınından başlayarak en uzaklara kadar yaymayı, sahih İslam'ı bozulmaktan ve hayatta eksilmekten korumayı dert ve dâva edinirim. Bu dert ve dâva uğrunda maddi ve manevi fedâkârlıklarda bulunurum.
-Evet, İslam beş şarttan ibaret bir dindir. Namaz kılar, oruç tutar, zekat verir, hacca gider ve kelime-i şehadet te getirmişsen tamamdır. Aşırıya kaçmamak lazım.  
-Hayır, İslam beş şarttan ibaret değildir. İslam bu beş şey üzerine bina edilmiştir. Kuran’da Allah neleri emrettiyse ve neleri nehiy ettiyse İslam’ın şartları onlardır. Hiçbirinden vazgeçilemez.
 -Evet artık insanlık ilerledi, tarih boyunca insanlar hep gelişti. Dedemle ben bir miyim? Zamana uymak lazım. Bak adamlar cumhuriyet, demokrasi gibi değerler üretmişler. Bunlar insanlığın tümünün malı, alıp kullanacaksın. Luzumsuz arayışlara ne gerek var. Bin yıl önceki şartlarla aynı şartlarda mıyız?
-Hayır, insanlık ilerlemiyor. İlerleyen şey sadece insanın esfeli safilindeki derekesidir. En ileri, en muasır dönem ve hal asrı saadettir. Biz öze dönersek tekrar o mutlu asırları yaşayabiliriz.
….
Siz, “evet” diye başlayan cümleleri söyleyenlerdenseniz, kafa kağıdınızda Müslüman yazabilir fakat  “İslamcı” değilsiniz.
Hayır diye başlayan cümleleri kuranlara gelince; sizler hayır/lâ diyorsunuz. Fakat henüz “İllallah” deyip demediğinizi bilmiyoruz. Niye mi?
Çünkü cevap vermeniz gereken sorular bitmedi, devam ediyor. Siz, imtihan bitti mi zannettiniz?

Mustafa Önsay


* Sitemizde yayınlanan köşe yazıları ve haberler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.