Başörtüsü,  Allah’ın münine kulları üzerinde bir hakkıdır. Emirleri ve yasakları ile insanlar üzerindeki oluşan diğer hakları gibi. Başörtüsü, Hakk’ın insan üzerindeki hakkı olduğu gibi bugün insanı özgürleştirdiğini iddia edenlerin iddiaları açısından da yine bir haktır. Bu söylemde ise insan hakkıdır. İmanın gereği olarak, hakkın sahibi farklılık gösterse de değişmeyen tek şey, başörtüsünün bir hak olmasıdır.

                Bugünlerde en çok duyduğumuz şey, “insan hakları”. Herkes bundan bahsediyor. Öyle ki Amerika bile pek çok ülkeyi, insan haklarını sağlamak için işgal ettiğini ileri sürebiliyor. Eğer gelecek günlerde Suriye’ye de benzer bir operasyon gerçekleşirse mutlaka medyada en fazla insan hakları ihlallerinin gerekçe olarak gösterildiğine şahit olacağız.
 
                Peki, eğitim görme, bilgi alma,  istihdam edilme, vatandaş olarak eşit muamele görme insan haklarına dahil midir, değil midir? Bunlardan mahrum edilme insan haklarına aykırı mıdır, değil midir?

                Peki insan haklarına bu kadar duyarlı olanlar başörtülü hanımları acaba insan olarak görmüyorlar da, o yüzden mi hala pek çok kurumda hala bu insanların haklarını ellerinden alıyorlar.
                
                Son dönemde pek çok alanda devlet-millet kucaklaşmasına şahit olduk. En son 4+4+4 eğitim sistemi ile din eğitimin önündeki pek çok engelin ortadan kaldırıldığını, İmam Hatiplerin iade-i itibarının, gerçekleşmesini çok şükür beraberce yaşadık.
               
                 Avusturalya’da Aborcinler’den ve pek çok ülkede zenci insanlardan, devletlerin  bugüne kadar o insanlara yaptıkları haksızlardan dolayı özür dilediğine şahit oluyoruz.
                 
                 Artık Türkiye’de de, nufusunun ezici çoğunluğunun müslüman olduğu ülkemizde de devletin başörtülü insanlarımızdan özür dilemesinin, haklarını iade etmesinin zamanı gelmiştir.
                 
                 Biz, bunları söylerken ve talep ederken bazıları,  "Başörtüsü ile kamu kurumlarına ve okullara girmek kamu düzenine aykırıdır"  ve  "Bu kıyafet ayrımcılık yaratır"  türü saçmalıkları yine dile getireceklerdir.
                 
                 Son günlerde hepsinde yer bulamasa da bazı basın organlarında şu haber dikkatinizi çekmiş olmalıdır;
                  
                 “Uluslararası Af Örgütü, Avrupa ülkelerinin laiklik ve cinsiyet eşitliği gibi gerekçelerin arkasına saklanarak okullarda ve istihdamda başörtüsünü yasaklamasının insan hakları ihlali olduğunu bildirdi. Uluslararası Af Örgütü'nün "Tercih ve Ön Yargı: Avrupa'da Müslümanlara Ayrımcılık" raporunda, özellikle Fransa, Belçika, Hollanda, İspanya ve İsviçre'de Müslümanlara yönelik ayrımcılık incelendi. Raporda, "Avrupa'daki Müslümanlar din ve kültürlerini ifade noktasında özgür seçim yapabilmelidir. Belli kıyafetleri giyip giymeyeceklerine ve dini ibadetleri yerine getirip getirmeyeceklerine kendileri karar verebilmelidir" denildi. Af Örgütü, başörtüsü yasağı uygulayan Türkiye'yi de eleştirdi. Uluslararası Af Örgütü'nün Avrupa ve Orta Asya Direktör Yardımcısı John Dalhuisen, basın toplantısında, Avrupa Birliği'ni daha aktif olmaya çağırarak şöyle konuştu: "Laikliğin veya cinsiyet eşitliğinin arkasına saklanarak ya da şirketin imajı ve tarafsızlığı gibi gerekçeler ileri sürerek eğitim ve istihdamda başörtüsü yasaklanamaz."
                   
                   Batıda hala objektifliğini kaybetmemiş, sağduyulu insanlar var ve bunları dile getiriyorlar. Fakat bu taleplerin yerine getirilmesi, bu insan hakkının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dile getirmekten fazlası gerekiyor.
                   
                   Zenciler, Aborjinler ve tarih boyunca zulme uğramış bütün mustazaflar gibi, insan olarak görülmeyenler veya talepleri, hak olarak kabul edilmeyenler direniş göstermeliler. Taleplerine sahip çıkmalılar. Bu hakların yerine getirilmesini, birilerine ihale etmekten vazgeçmeliler.
                   
                   Yine bugünlerde basında yer alan şu haber, talebimizi toplumun ve siyasetin gündemine taşımamız için bize yeni sahalar açıyor.

                    “
Anayasa değişikliğine ilişkin 12 Eylül 2010'de yapılan halk  oylaması sonucunda Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu açıldı ve bireysel başvuruya ilişkin hükümlerin yürürlük tarihi 23 Eylül 2012 olarak belirlendi. Bu tarihin pazar gününe gelmesi nedeniyle başvurular 24 Eylül Pazartesi gününden itibaren alınmaya başlanacak.”
                    
                    Bu hak ihlallerinin mağdurları olarak, bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Allah’ın kendi üzerindeki hakkı olarak gördüğü için başını örten Müslüman kadınlara bu hakkın tanınması, her birinin istediği devlet dairesinde çalışmasına ve istediği her okulda Allah’ın kendi üzerindeki, bu hakkını yerine getirmesine izin verilmelidir.
                     
                    Dünya üzerinde pek çok ülkede olduğu gibi, yasağı savunanların Mekke’si Amerika’da bile bu hakların, insanlara tanındığı dile getirilmelidir.
                     
                     Amerika'da, Clinton zamanında memurların, inançlarına bağlı kıyafetleri serbest bırakıldı, şimdi onlar başları örtük, hatta bazıları Hind/Sih usulü sarıklı olarak devlet dairelerinde çalışıyorlar; bu ne kamu düzenine aykırı oluyor, ne de ayrımcılık. İnsanlar daire dışında bireyler olarak nasıl farklı iseler daire içinde de öyle farklı oluyorlar (zaten başını açarak aksini göstermek, olduğundan farklı görünmek iki yüzlülük ve takiyye olurdu).
                     
                      Tabii, bütün bunların sonunda insan, şunu söylemeden edemiyor; 
                     
                      “En büyük sıkıntımız, yüzyıldır “tavşana kaç, tazıya tut” ikiyüzlülüğünü hala çözemeyip,  kendi medeniyetimizi ve örneklerimizi inşa edememiş olmamız.”

Mustafa Önsay
 * Sitemizde ki Köşe Yazıları Yazarın Sorumluluğundadır. Sitemizdeki Yazı ve Haberler direk link verilerek paylaşılabilinir. 
 
  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.