Olup bitenler gerçekten şaşkınlık verici, insanı ister istemez şüphelere sevk eden bir hızda ve olağanüstülükte seyrediyor.

...
14 Mart 2008 de yani hemen hemen 5 yıl önce bu ülkede hala hiçbir şey değişmedi dedirten bir olay gerçekleşmiş ve Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tek başına iktidarda olan bir partiye kapatma davası açmıştı. Sebep malum, “Parti’nin laikliğe aykırı fiillerin odağı haline gelmesi”. Bir anda ülkenin üstünde kara bulutlar toplanmış milletin yüzüne hâkim olmaya başlayan gülüş donmuş, yerini kaygı ve endişeye bırakmıştı.

...

5 yıl sonra yine Mart ayındayız. 30 yıldır akıtılan kardeşkanı çok şükür durmak üzere. Yatıp kalkıp şükretsek az.
Yetmez, 9 kardeşimizi Mavi Marmara’da şehit eden terör devleti İsrail Birleşmiş Milletlere bile dilemeyi reddettiği özrü Türkiye’ye dilemek durumunda kaldı.

Ahmet Davutoğlu Ali Kırca’nın Siyaset Meydanında o muazzam birikimi ile döktürüyor ve dünyada olup bitenler hakkında olanca açıklığı ile kamuoyunu bilgilendiriyor. Sayın Ali Kırca büyük bir nezaket ve dikkatle Sayın Bakanı dinliyor ve aralarda övgüler yağdırıyor. Evet,evet Ali Kırca ?!...  
 
Tabiri caizse “sevindirik” olacağız.
Gözlerimiz yaşarıyor. Yaşananlar güzel bir rüya mı?
Yoksa daha önce yaşadıklarımız bir kâbustan mı ibaretti? Biz gerçek hayata yeni mi uyanıyoruz???
Aklımız ve algımız karışıyor.
15 yıl önce karamsarlığın ve umutsuzluğun onulmaz dehlizlerinde yazdığım şiiri hatırlıyorum.

VE İTAAT
Sana yüreğime saplanmış sözler söyleyeceğim
Gün ışığında sancısı damlayarak
Karanlıkla birlikte gürleyerek gelen
Benimle oturup ağladığın günlerden kalan gözyaşlarını
Göz bebeğimde damıtarak tek tek toplayıp
Lokmandan kalma bir em/merhem gibi
Yüreğimin en delişmen yerlerine süreceğim
 
Kara tahtaya yazılanlardan kara emir
Dün dur ve in dediler
Neden sorusuna cevapları hazırdı
Biz öyle sandık yada
Ve durduk
Ve indik
Hayır’ı Ebu zer’le gmmüştük
Öyle sustuk ardı sıra
Sustuk ve itaat ettik
Anladık hak edemediğimizi
Dağlara yürüyün denileceği günü
Ve itaat ettik.
Nereden nereye?
Sokaklarında tanklarının milletin kendisine namlu çevirdiği, herkese terörist muamelesi yapıldığı, insan kafatasları ile piramitler oluşturularak tüm dünyaya bu ülkenin faili meçhul cinayetler cenneti bir üçüncü dünya ülkesi olduğunun ispatlandığı günlerden bu günlere.   
  
Kesinlikle çok daha girift bir oyuna falan getirildiğimizi düşündüğümü söylemiyorum. Böyle bir şeyi aklımdan bile geçirmiyorum. Ama ben geçirmesem bile birileri geçiriyor ve hatta bunları yazıyorlar. Tabi okuyunca ister istemez acaba diyorum. Ama sadece acaba.
Çalınmış umudumuzu geri alma mücadelemizin akamete uğramasını kesinlikle istemiyorum. Biliyorum ki bu dünya tecrübesini sadece bir kere yaşıyoruz. Daha önce yaşanılan büyük değişimlerin o dönemin insanları tarafından nasıl algılandığını içinde yaşar gibi anlayabilmemizin mümkün olmadığını daha iyi anlıyorum.

1571 tarihinde yaşanan İnebahtı deniz muharebesinde Osmanlının aldığı ilk yenilgi geliyor aklıma. Önce Sokullu Mehmet Paşa’nın Venedik elçisine söylediği söz: “Biz Kıbrıs’ı almakla, sizin kolunuzu kestik. Siz İnebahtı’da bizi yenmekle bizim sakalımızı tıraş ettiniz. Sakal yerine gelir ama kol gelmez.” Sonra İspanyol Carventes :”Tüm dünya Türklerin yenilmez olduğu inancının ne kadar yanlış olduğunu öğrendi”

Belki de dünyanın bahtının değiştiği bir tarih. Belki o günden sonra sular farklı yöne akmaya başladı. Çünkü ümit ile korku yer değiştirdi. Yer değişen bu iki duygu dünyanın ağırlık noktasını ve dengesini de bozdu. Bir süre sonra belki de o dönemin içinde yaşayan insanlar tarafından da anlamlandırılması çok güç olan ve hızla değişen şeyler zuhur etti. Belki o gün olanları izleyenlerde bu gün bizim yaşadıklarımızı yaşadılar. Belki o zaman, karşı taraftakilerde ortaya çıkan değişimin şaşkınlığı ile olan bitenlere şüphe ile yaklaşıyorlardı. Belki zaten büyük değişimlerin başlangıcı bir şekliyle de bugün bizim yaşadığımız gibi yaşanıyordur. Bilemiyorum.

Ama içinden geçtiğimiz zaman dilimi yarın tarihte çok ciddi bir yer edecek ve irdelenecek burası muhakkak.
Umutlarımız ve geleceğimiz için umuyorum ki olanları doğru okuyorumdur. 

Mustafa Yenipazar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa karaçar 2013-04-04 11:52:52

yazdığın her satıra imzamı atıyorum adeta benim düşüncelerime tercuman oldunz tşklr