Dilimizde süt sözcüğünün kullanıldığı bazı deyimler o kadar  vurucudur ki, insan bu deyimlerin ifade ettiği anlamları sanki iliklerinde hisseder. Süt kelimesi sadece fiziksel olarak beslenme için kullanılan bir terim değil, aynı zamanda kişinin ruhsal yapısını ve karakter düzeyini de gösteren anlamlarda da kullanılan adeta bir referans kelimedir. Sözgelimi, bir kişinin dürüstlüğünü, mertliğini ve güvenilirliğini ifade etmek için ‘’ helal süt emmiş’’ deyimi kullanılırken, hayat tarzı toplumun değer yargılarını hiçe sayan, her an insanları kandırma eğiliminde olabileceği öngörülen, pis işlerin insanı denilebilecek nitelikteki insanlara da ‘’sütü bozuk!’’ deyimi uygun görülür.

        Son zamanlarda Sağlık Bakanlığının alt yapısını oluşturmaya çalıştığı ‘’süt bankası’’ kurularak, yeterli sütü olan annelerin sütünün bir merkezde toplanarak, herhangi bir nedenle kendi annesinin sütünü alamayan  bebeklere verilmesi konusu, İslami hassasiyeti olan çevrelerin uyarıcı nitelikte görüş açıklamalarına neden oldu.  Halbuki geleceğimizin asıl çekirdeğini  oluşturan bebeklerimizin sağlıklı beslenmesi ve gelişmesi için, mucizevi bir önemi olan ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinden tutun da yeterli beyin ve beden gelişmesine kadar bir çok konuda tartışmasız eşi bulunmaz bir besin ögesi olan anne sütünden, süt bankası kanalı ile  yararlanmalarının ne tür bir sakıncası olabilirdi? İşte bu noktada Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in  neslimizi sağlam bir şekilde bina etmemiz için ortaya koyduğu bir ilkesinin çiğnenebileceği endişesi gündeme geliyor. ‘’Size… sizi emziren süt analarınız ve süt kızkardeşleriniz …( ile evlenmek) haram kılındı.’’(Nisa Suresi, 23). Hanefi mezhebine göre süt emen çocuk, sütannesinin özçocuğu gibi sayıldığından, süt kardeşleri kiminle evlenemezse onlarla mahremiyet bağı kurmuş sayılır. Bunun içinde sütkardeşler olduğu gibi,sütanne tarafından amca, hala, teyze, dayı ve yeğenler de vardır. Bu kadar geniş bir kitleyi ilgilendiren konunun hassasiyeti ortadadır.

        Yetkililerin her bebeğin sadece  bir anneden süt alacağını ve hangi bebeğin kimden süt aldığının dikkat ve titizlikle kayıt altına alınacağını açıklamasına rağmen, bu konuda gönüllerde tam olarak güven tesis edilememiştir. Süt veren annenin bütün neslinin sütçocuğunun mahremi olması nedeniyle, sadece sütannenin ve sütçocuğunun nüfus cüzdanına işlenmesi ile konunun çözülmesi mümkün görünmemektedir. Kaldı ki temel sorunlardan belki de en önemlisi, sütanneden süt alındıktan sonra, sütbankasında geçirdiği aşamalardan bebeğe kadar gelen süreçte, bir damlası bile diğer annelerin sütleri ile karışmadan ve kayıtlarda yanlışlık yapılmadan, aynı bebeğe ulaştırılabilmesi sorunudur.

        Acaba anne sütünden en yüksek düzeyde yararlanabilirken, aynı zamanda içimize de sindirerek uygulayabileceğimiz başka bir yöntem bulunamaz mı? Örneğin, işin içine sütbankası gibi nesebi şaibeli bir sözcük karıştırmadan, kültürümüzde yüzyıllardan beri geleneksel olarak uygulanagelen ve sütannenin doğrudan süt çocuğunu kucağına alarak emzirmesi ile bebek yeterli ve doğal olarak beslenirken, hem aralarında şefkat ve sevgi gibi insani, gönülden sıcak bağların gelişmesine ve hem de aileler arasında tanışma ve gerçek akrabalık bağlarının gelişmesine vesile olamaz mı? Böylece nesiller boyu bütün çevre insanı kimlerin sütkardeş ve süt mahremi olduğunu da zaten bilecektir. Bu dayanışmanın alt yapısını devlet kurumları hazırlar, aileler arası bağlantıyı kurmaya yardımcı olur ve özendirici önlemler de alırsa,  konu  daha doğal ve güvenli yoldan çözülmüş olabilir. Aksi halde Adem oğlu Kabil’in yasak kızkardeşle evlenme ısrarına yanlış kayıtlarımız gerekçe olabilir.



Op.Dr. Reşat UYAR

* Sitemizdeki Köşe Yazıları Kaynak Gösterilmeden "Direk Link verilmeden" Kullanılamaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.