Bu gün nasıl ki toplum olarak bazı konularda ikilemler içindeyiz veya belli bir konudaki yaklaşım bir gurupta farklı diğer gurupta onun tam zıttı. Mesela son ikilemimiz Suriye; iktidarında içinde olduğu bir gurup Suriye muhaliflerinin yanında, diğer bir gurupta (içinde Ulusalcılar, İslamcılar, Milliyetçiler vs. gurup var) muhalifler eliyle gerçekleşen ayaklanmanın arka planında ABD’nin olduğu ve bu ayaklanmaların daha fazla mutsuzluk getireceği düşüncesiyle Suriye’nin iç işi sayılan konuya müdahil olmamak taraftarı… Bu iki yaklaşımda haklılık payları taşıyor. Ama asıl mesele kaos ortamında bütün seçeneklerin karanlık görünmesi… Sonuçları önceden kestirilemeyen çok önemli insanlık dramlarında herkes olayların gidişatına yön verip, gündemi normalleştirmek istiyor. Ama yön verme isteğine dünyada gücü olan herkes sahip… Tüm güç odakları o zamana ait hırslarla birlikte geçmişten gelen kadim zıtlıkları da oyun kartları arasına çıkarıyor.
Doğu-batı, Hristiyanlık-İslamiyet, Liberaliz-sosyalizm-faşizm, Ortodoksluk-Katoliklik-Protestanlık, Şiilik-Sünnilik vs… Gariptir ki, insanların büyük anlazmazlıklara düştüğü acı olayların kökeninde bazen sadece siyasi çekişmeler vardır. Ancak bazı olayların sebepleri o kadarda karmaşık olmamasına rağmen o olaylar toplumların yaşamlarını öncesini ve sonrasını travmatik bir biçimde etkiler. Kütahya caddelerinde ahilik haftası ile ilgili afişleri görünce bundan 800 yıl önce bu topraklarda cereyan etmiş olan –üstelik Suriye meselesine benzeyen– pek bilinmeyen bir çekişmeyi konu edinelim dedik.
Ahi Evran/Nasrettin hoca ve Mevlana
Bu iki isim Anadolu coğrafyasının iki kültür markası… biri esnaflık ahlakını dizayn eden kardeşlik birliği kurucusu Ahi Evren(Nasuriddin El-Hoyi), diğeri ise çokça anlatılan ama hakkında çok az bildiğimiz Mevlana… Mikail Bayramın “Nasreddin Hoca ve Ahi Evren” kitabındaki yorum doğru ise, fıkralarını çokça okuduğumuz Nasreddin Hoca aslında Ahi Evren… Değerli tarih profesörünün sürdüğü ize göre Nasuriddin El-Hoyi, Horasan’dan Anadolu’ya gelen düşünce insanlarından biri, hem felsefeci, hem doktor hem de debbağ (derici)… Evran veya Evren yılan demek. Yılan ise tıbbın sembolü… Hem hekim hem de derileri tabaklayan bir esnaf Ahi evren. Nasreddin hoca fıkralarındaki 40 yıllık sirke gibi hikayeler hocanın hekim olabileceğini gösteriyor. Ayrıca gece vakti silahlanma yasağına rağmen kılıcıyla çıkan Nasreddin hocanın, askerlerle karşılaştığında söylediği veciz söz onun sadece insanları gülümsetmek için değil siyasi bir yönü olduğunu gösteriyor.
Gelelim o dönemdeki çekişmeye… Moğol istilasının Ortadoğu’yu sarstığı bu dönemde, yeni fethedilmiş topraklarda “yerleşiklik” tesis etmeye çalışılmaktaydı. Bunun için bedevi guruplar Anadolu’ya göç ettirilmiş. Sosyal düzenin kurulabilmesi içinde Horasan’dan alimler davet edilmiş. Diyarı Rum’un (A-natolia) Anadolu’ya dönüşmesi sürecine, Moğol istilasının yanında alimlerin Horasan eyaletinden beraberlerinde getirdikleri fikri ayrılıklar eklenmiş. Bu alimlerin aralarında geçen fikri ayrılık ise Gazali ile İbni Rüşd arasında geçen Felsefe ve Felsefeye Reddiye meselesine dayanmakta olduğu belirtiliyor Mikail Bayrım kitabında…
Fikri ayrılık
Moğolların Fırat nehrini maviye boyayan kitapların yokluğu zaten İslam medeniyetinin birikimine önemli bir set vurmuşken… Alimlerin bu dünyadaki bakışı nereye yönelteceği meselesi eksen farklılığı “seyri sülük enfüsi” ve “seyri sülük eflaki” şeklinde özetlenebilir. Yani bir görüş bakışı, seyri insanın iç benliğine (enfüsi) yöneltirken diğer gurup insanın dış dünyasına, görünenler dünyasına yani feleklere yöneltmektedir. Gazali ile birlikte “seyri sülük enfüsi”ye ilgi artarken, İbni Rüşd ve akla önem verenler maddeler üzerine tefekkür etmek taraftarıydılar. Bu iki eksenin Anadolu’daki temsilcileri ise Mevlana ve Ahi Evren’dir. Mevlana maddi dünyaya bağlı olmak yerine insanın iç yolculuğa çıkması ve bu dünya karşısında nefsini öldürmesi, yönüne yoğunlaşırken. Ahi Evran İbni Rüşd’ün takipçisidir.
Ekonomik farklılık
Ekonomik anlamda Mevleviler tarımsal üretimden dolaylı olarak faydalanan bir yapıda iken, Ahiler esnaf teşkilatı olarak tabii olarak tabiatla ve ticaretle bağlantılıydılar. Mevleviler bu dünyada bir şeylere sahip olmayı , mülk sahibi olmayı çok ululayan bir yapıya sahip değilken, ahiler ayakları yere basan, edimlerini bu dünyadan karşılayan bir yapıdaydılar.
Siyasi karşıtlık
O dönemim en önemli siyasi anlaşmazlığı ise baba Alâeddin Keykubat, oğlu Gıyaseddin Kefhüsrev arasındaydı. Gıyaseddin Kehhüsrev Moğollarla savaşmak yerine, anlaşma yapıp kan dökülmeden ülkeyi vermek taraftarıydı. Alaeddin Keykubat ise “siyasi birlikten” yana, bunun içinde gelen işgalci/fetihçi kuvvete karşı mücadele etme taraftarı… Baba oğul bu konuda iki önemli hayati karardan yanalar.
Keykubat’tan yana olanlar Ahiler… Ahilerin bu desteği vermelerinin pek çok sebebi bulunabilir. Ben bu sebep ihtimallerinden birini burada zikredeceğim. Oda “esnaf toplulukları” için kimin yönettiğinin çok önemli olmasıdır. Avrupa’da feodal beylere karşı “krallarını” destekleyen ve “milli birlik” fikrini benimseyenlerin burjuvalar olduğunu, sanayi atılımıyla birlikte milliyetçiliğinde yükseldiğini de düşünürsek, sermaye sahibi olanların pratik ve faydacı olabileceğini düşünebiliriz. Onların pratikliği bazı şeylerin gelişmesine yol açar. Üretim artar. Milli birlikten yana olmak ise, sadece vatan sevgisi vs. ile açıklanamaz. Esnaf olan kişi “risk alanlar” olarak en azından sosyal düzenin risksiz olmasını isterler. Yönetimin değişmesiyle birlikte sermayelerde el değiştirebilir.
Kefhüsrev’den yana olanlar ise Mevlevilerdi, o dönemde… Peki Mevleviler neden Moğollara karşı durmak yerine anlaşma yapılmasından yanaydı? Bununda pek çok bilebileceğimiz ve bilemeyeceğimiz sebebi olabilir. Bu muhtemel sebeplerinden ben yine ekonomik olanın üzerinde durmak istiyorum. Bildiğimiz gibi Mevlevilik mülk edinmeye yönelik değildir, tersine insanın maddi dünyaya bağımsızlığına yönelik bir eksende (bu yön pek çoklarınca yerilir, pekçoklarınca da övülür)… Bu mantığa sahip olunca insanları kimin yönettiği çok da ehemmiyetli olmayabilir. Çünkü kişinin en önemli sermayesi öteki dünyaya götürdükleridir. Başında kim olursa olsun, maddi ihtiyaçlardan bağımsız olmak ve kul olarak yalnız Allah’a güvenmek kişinin en önemli güvencesidir. Biz bu anlayışı ez cümle Tevekkül olarak biliyoruz. Batı karşısında yenik düşünceye kadar etkili olmuş tevekkül kültürü, dünya üzerindeki medeniyet üstünlüğü batı toplumlarına geçince geri kalmanın sebebi olarak görülmeye başlanmıştır.
Dünyada mülk sahibi olma ve mülksüzlük özlemi arasındaki dengelerin tarafları olan Ahiler ve Mevleviler insanlar için o karmaşıklığın arasında kendilerince doğru olan seçeneğe göre hareket etmişlerdir. Bugüne kadarki değerler sistemimizde “Moğollarla anlaşma” seçeneği “ihanet” olarak kodlandığı için, Mevleviler ve Moğollar irtibatı çoğumuzu irkiltebilir. Veya ahilerin bir kardeşlik teşkilatı olarak pragmatist olabileceği ve onların siyasi yönü gelecek çağlarda budanmasa “Anadolu burjuvazisi” oluşturabilecekleri ihtimali aklımıza gelmez. O dönemde felsefe yanlılarını özgürlükçü, Moğollarla anlaşma ihtimalini ise hainlik olarak görebilmeye meyilli olan bizler, tarihteki karakterlerin aynı bizim gibi kafasının karışık olabileceği aklımıza gelmez. Bugün bize yanlış gelen şeylerden ötürü rahatlıkla tarih üzerinden tarafgirlik yaparız.
Kelebek etkisi
Halbuki Osmanlı devletinin kurulmasına kadar Ortadoğu da “siyasi birlik” diye birşeyin olmadığını düşünmeyiz. Haçlı seferleri karşısında zayıf kalmanın sebeplerinden biride bölge halkları arasında “siyasi birliğin” olmamasıdır. Devletler kuran ve devletler hanedan arasında bölünüp parçalanan bir dönemde, eğer ki Alaeddin Keykubat’ın ve ahilerin uğraşları sonucu Moğollar püskürtülmeseydi. Bir anlaşma ile Anadolu’nun yönetimi Moğollara geçseydi belki de biz bugün Osmanlı’nın değil, Moğolların torunu olarak anılıyor olabilirdik. Nasıl ki Karesi beyliği ve Germiyan Beyliği topraklarını savaşsız Osmanlı’ya gönüllü verdi. Biz Kütahya’da çeyiz sandığıyız diye övünüyoruz. Moğollarla anlaşma olsaydı ve siyasi gelişim ona göre değişseydi, buna sebep olanları bugün “Aziz” olarak anıyor olabilirdik.
Mevlevilerin bu eğilimini, bugünün mantığıyla “vicdani red” olarak görmezdik muhtemelen… Ahilerin, Anadolu Selçukluları yıkıldığında Memluklu Sultanı Baybars’ı çağırmasını da sosyal ve ekonomik boyutlarıyla görmediğimiz gibi….
Sentez
O dönemdeki fikri ve siyasi karşıtlıklarının taraflarının iki farklı yönlendirmesinin sonucu birinin veya diğerinin kazanmasıyla sonuçlanmadı. Toplum mühendisliği anlamında Mevlevilerin, Siyasi olarak da ahilerin etkisinin toplumun genlerine sirayet ettiğini görüyoruz. Ahilerin desteği ile Osmanlılar bölünüp parçalanmayan bir devlet yönetimine kavuştu. Ancak Osmanlılar sermayenin yönetime baskı uygulayabilecek yapısını törpüledi.
Günümüze gelecek olursak
Dünya’yı ve ülkemizi etkileyen bütün hayati olaylar hem her birimizin ve farklı odakların seçimlerine, aktörlüklerine ve kurgularına bağlı hem de bütün edimlerin üzerinde bilemeyeceğimiz farklı sonuçlara gebe…
Bu nedenle hem herşeyi büyük bir ciddiyetle takip etmek gerekiyor hem de en özgürlükçü veya bağımsız düşüncenin bile belli bir ezbere bağlı olabileceğini unutmamak gerekiyor. Ezberlere bağlı hareket etmek herkesin küçümsediği bir şey gerçekten, ama bu tür bir kolaycılık, tarafgir olmak insanın doğası olduğunu ve daha üstün ve herkesin onayladığı bir kahramanlığın mümkün olmadığını kabullenmek gerekiyor.
Eski zamanlarda ve şimdi ne alimlerin, ne müfessirlerin, ne teorisyenlerin, ne siyasilerin, ne halkın, nede bireysel olarak kendimizin hata yapmaktan ari olmadığımızı kabullenmek gerekiyor.

Sosyolog Aliye ÖZKUL

* Sitemizde ki Köşe Yazıları Yazarın Sorumluluğundadır. Sitemizdeki Yazı ve Haberler direk link verilerek paylaşılabilinir.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.