On yıl önce içeriğini bırakıp, sadece söylemleriyle yetindiği yürüyüşünde artık bu şekilde daha fazla yola devam edemeyeceği için veya içeriğiyle yola devam etme imkanına ancak şimdi kavuştuğu için İslamcılık'ın; en yetkili ağızdan deklare edildiğine şahit olduk.

                Bu durumun, bilhassa AB'ye uygun ülke bekleyen liberal yazarların ruh haline iyi gelmediği gibi, yürüyüşünü unutmuş kargalar gibi sağa sola savrulan kimi zaman İsrail’in kimi zaman Amerika’nın en genelde Batı’nın yerel temsilcisi haline gelmiş grupların psikolojisini bozduğu muhakkaktır.
                10 gün önce, on senede aşırılıkların törpülendiği, gazların alındığı söylenirken, on gün sonra Batı’nın temsilcileri çağrılıp, ön plana çıkarılabilecekken,  Hamas lideri Meşal ile Mısır’ın İhvan kökenli Cumhurbaşkanı Mursi’nin ön plana çıkarılması herkesi şaşırttı.
                Şaşkınlık, aslında önceki dönemlerde batıcılar, liberaller çağrılıp, diğerleri yollanırken, 2 ay önce ümmet diyenlerin davet edilmesi ile başladı. O günden beri trenin nereye gideceği ile ilgili bir sürü tereddüt yaşayanlar, gördüklerini hayra yormakla uğraşırken, Hicaz Demiryolu’nu görünce çok şaşırmış olmalılar.
                Olsun, biraz da onlar şaşırsın. Biz on yıldır o kadar çok şeye kırıldık, incindik ve o kadar şeyi hayra yorduk ki…
                Zinanın suç olmaktan çıkarılmasından, Müslüman ülkelere laiklik’in tavsiye edilmesine kadar o kadar çok şaşkınlığımız var ki…
                Fakat, 2023’ün hedef olması kadar acı vereni olmamıştı.
     Bu, bizim medeniyetimizi yok etmeye matuf, harf inkılabından, şapka kanununa kadar ne kadar cinayet varsa hepsini zihinlerde temizleyen, onları onaylatan, bizi ve bizim bütün itirazlarımızı yok eden bir suikasttı. Kasımın belli bir günündeki anmaya katılmamak için elinden geleni yapan ufacık öğrencilerin büyüyüp makam sahibi olunca 1923’ü kutsaması kadar şaşırtıcı bir şey olabilir mi?
     O gün sevinenler, bugün 2071 deyince şaşırmış olmalılar. Çünkü, kavramların en çok hedef haline geldiklerinde, zihinleri nasıl dönüştürdüğünü, en iyi onlar bilirler.
     2071 demek; bir sonuç, bir meyve olan Osmanlı’dan öte bir başlangıç, bir ağaç olan Büyük Selçuklu vizyonuna geri dönmek, bir filiz dikmeye, bir medeniyet kurmaya hakikaten niyet etmektir.
     2071 demek; ulusçuluk batağını kurutmak, dünya üzerinde kucak kucağa olamadığın, bir binanın tuğlaları gibi birbirine kenetlenemediğin bir müslümanın kalmamasını hedeflemek demektir.
     2071 demek; Malazgirt, Alpaslan, Nizamülmülk, Gazzali,  Büyük Selçuklu…  İslamlaşan bir Anadolu, İstanbul’u fethetmek ve Viyana’yı muahasara etmek üzere bir yolculuğa çıkmak demektir.
     Onlar, o tarihi duyunca, onun hedef olarak belirlendiğini görünce Müslüman zihinlerin bunlarla nasıl bir dönüşüme gireceğini iyi hesap ederler.
      Peki; hem 2023 deyip hem de 2071 diyebilmek, nasıl izah edilebilir? Su-i zanın kendisine yakışmadığı bir zihnin size söyleyebileceği ancak, bunun geçen on yıla işaret ettiğidir.
      Ne 2023’e ne de 2071’e şaşırmayanlara, ikisini de onaylayanlara gelince, onlar Anadolu Müslümanlığının/ Protestan İslam’ın/ılımlı İslam’ın ilk müminleri olabilirler.
     Tarihten bu kadar söz ettikten sonra, bugünler için de şunu söyleyelim; Bu toprakların ilk İslamcı Başbakanı Said Halim Paşa’nın başı,1914’te yanındakilerin Sivastopol’u vurdurması ile derde girmişti. Ferasetimize dikkat edelim de, bu sefer bazıları da Şam’ı vurdurmasın!


Mustafa Önsay

 * Sitemizde ki Köşe Yazıları Yazarın Sorumluluğundadır. Sitemizdeki Yazı ve Haberler direk link verilerek paylaşılabilinir. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.